Aşk Üçlemesi

                                              
Ünlü yazar Standhal…
Dünya edebiyatının vazgeçilmeyecek ve asla unutulmayacak isimlerinden biri olan yazar, edebi eserleri ve kendi iç dünyasıyla ve bir o kadar da bohem hayatı içerisinde sıkışıp kaldığını okuyucuları olarak hissetmemek mümkün değil elbette. Aşk hayatındaki karşılıksız sevgisi edebiyatımıza birçok eser kazandırmıştır. Bu örneklerden birine hep birlikte göz atmadan genel kültür birikimi olması amacıyla önce kısa bir özgeçmişinden bahsedelim…

Asıl adı “Marie-Henri Beyle” olan Fransız yazar, Stendhal ismiyle tanınmaktadır. Önceleri tiyatro ve felsefe ile ilgilenmiş, sonradan roman yazmaya başlamıştır.

Stendhal, 1793 yılında Fransa Grenoble’de doğdu. Annesini çok küçük yaşta kaybeden Stendhal, disiplinli ve muhafazakar annesinin babasının yanında büyüdü. Babası avukat olan Stendhal, lise yıllarında başarılı bir öğrenciydi. Liseyi bitirdikten sonra okumak için Paris’e gittiyse de burada okula ilgisini kaybetti.

Orduya giren Stendhal, Fransa’nın İtalya ve Avusturya seferlerine katıldı.
Uzun yıllar İtalya’da kaldı ve ilk yazılarını kaleme almaya başladı. İlk romanı “Armance” 1827’de yayınlandı. Stendhal’ın en çok bilinen kitaplarından biri olan Kırmızı ve Siyah 1830 yılında yayımlandı.

Stendhal, gençliğinde kaptığı frengi hastalığı nedeniyle 1841′de geçici bir felce uğramış, daha sonradan da birçok benzer sıkıntılar yaşamıştır. Ünlü yazar, Paris sokaklarında yürürken bayılıp kaldırım kenarına yığılmasından birkaç saat sonra 1842 yılının 22 Mart’ı 23 Mart’a bağlayan gecesinde hayatını kaybetmiştir.

Stendhal’ın mezarı Paris’teki Montmarte Mezarlığı’ndadır.

Romantizmin en güçlü olduğu dönemde yazmasına rağmen, açık, sağlam bir üslupla yazılmış eserlerinde psikolojik çözümlemelere geniş yer vererek gerçekçi anlayışı benimsemiştir.
Stendhal’ın değeri ölümünden sonraki dönemlerde anlaşılmıştır. Gezi, anı, deneme, hikaye roman türünde eserleri vardır.


Ünlü Yazarın sevdiği kadına hitaben gönderdiği ilk mektup şöyledir…

Stendhal’den Mathilde Dembowska’ya:

Çok mutsuzum,  galiba gün geçtikçe sizi daha çok seviyorum, sizse artık bana eskiden gösterdiğiniz en basit dostluğu bile göstermiyorsunuz. Aşkımın son derece çarpıcı bir kanıtı var, bu da sizinle birlikteyken içine düştüğüm, kendi kendime kızmama neden olan ama bir türlü üstesinden gelemediğim sakarlık. Salonunuza gelene kadar cesaretim yerinde,  ama sizi görür görmez titremeye başlıyorum.  Sizi temin ederim ki,  başka hiçbir kadın uzun süredir bu duyguyu uyandırmadı bende. Bu duygu öylesine mutsuz ediyor ki beni, neredeyse artık sizi görmemek zorunda kalmayı ister oldum ve aldığım kararlara karşın, her gün sizin evde bulunmamak için ihtiyatlı olmayı düşünmeye ihtiyacım var. Yarın gidiyorum, sizi unutmaya çalışacağım, eğer elimden gelirse, ama pek başaramıyorum. Çünkü yine bu akşam da sizi görme isteğine karşı koyamadım. Bugün, bütün gün en büyük işim ihtiyatı elden bırakmadan sizi görebilme yollarını aramak oldu. Sizi yanınızdayken değil de, sizden uzaktayken daha çok seviyorum. Sizden uzaktayken bana karşı hoşgörülü ve iyi olduğunuzu düşünüyorum, oysa yanınızdayken varlığınız bu tatlı hayalleri yok ediyor.

**
Stendhal’in bu mektubu umursamadan karşılıksız bırakan Dembowska’ya tahammül edemeyen hizmetçisi Tita Moretti, cevap olarak şu satırları yazmıştır:

Çok Sevgili Bay Stendhal,

Kontes Dembowska’ya yazdığınız mektup sehpanın üzerinde özensizce bırakılmıştı. Ben de okumaktan kendimi alamadım. Bu saygısızlığımı lütfen bağışlayın Bay Stendhal.

Beni anlayacağınızı düşünüyorum Bay Stendhal. Siz ki Moskova’nın yanışına şahit oldunuz, benim gibi basit bir hizmetçinin aşkınızla nasıl yanıp kavrulduğunu tahayyül etmeniz sizin için çok basit olacaktır. Cüretkârlığımı affedin efendim. Ancak sizi her gördüğümde ve sizin gözleriniz Kontes Dembowska’dan başka birini görmezken kalbimin nasıl sancıdığını bilemezsiniz.

Sizinle tek ortak yanımızın aşk acısı çekiyor olmamız ne hazin bir tesadüftür! O kadın, Mathilde, sizi sevmiyor Bay Stendhal, bunu neden anlamak istemiyorsunuz? Sizin güzel kalbinizle böyle oynamasına nasıl izin verirsiniz? Geçtiğimiz hafta holdeki vazoyu yanlışlıkla devirmenize Kontes Dembowska’nın verdiği tepki ne kabaydı! Onun alaycı kahkahalarının altında ne kadar ezildiğinize şahit olmak yerine, kapıyı çarpıp çıkmak için nelerimi vermezdim. Sadece sizin hatırınız için orada kaldım, Bay Stendhal, sadece gözlerimi yüzünüzden mahrum bırakmamak için kaldım, Tanrı şahidim olsun ki yalnızca bunun için!

Ah Bay Stendhal, sizi ne çok sevdiğimi bir bilseniz!

Bilmiyorsunuz ki Kontes Dembowska bazı günler siz geldiğinizde evde olmadığını söyletiyordu bana. Yüzünüzdeki hayal kırıklığı beni günlerce ağlatmaya yetiyordu. Böyle zamanlarda, getirdiğiniz çiçekleri kendisine göstermedim, çünkü Kontes Dembowska bunun ne kadar zarif bir davranış olduğuna zihnini yormaz. Çünkü, Bay Stendhal, Kontes Dembowska’ya çiçek getiren yalnızca siz değilsiniz. Siz önemli işleriniz nedeniyle genellikle uzaklarda olduğunuzdan bunu bilmezsiniz. Bu satırlarla sizi üzüyor olduğumu bilmek ağır ve acılı bir ölüm gibi, inanın fakat gerçek bu.

Kontes Dembowska sizin aşkınıza layık bir hanımefendi olmasa bile bu satırlarla ona büyük bir ihanet ettiğimin farkındayım. Bu sebeple, bu mektubu postaladıktan sonra Kontes Dembowska’nın evinden ayrılıp kendime yeni bir hayat kuracağım. Kim bilir, belki de uzaklara giderim.

Sizi bir daha göremeyeceğime üzülsem de, önemli şahsiyetinizin haberlerini takdire şayan başarılarınız aracılığıyla alacağımdan şüphem yok.

Mektubunuzda siz de gideceğinizi söylemişsiniz. Umarım gidebilirsiniz, Bay Stendhal. Umarım bunu yapabilirsiniz. Aşkınız dalga geçilmeyecek kadar kıymetli. Lütfen gidin, Bay Stendhal.

Siz şahane bir beyefendisiniz. Ümit ederim ki, bu karşılıksız aşkın pençesinden kurtulur & sizi hak eden gerçek bir hanımefendiyle hayatınıza devam edersiniz.

Ben ise ömür boyu sizin hayalinizle yaşayacağım.

Hoşçakalın,

Aşkınızın mahkûmu Tita

Milano, 1818

…..


Daha Fazla İçerik
Tiyatrodan sinemaya bir ömür: Muhsin Ertuğrul