Bir Avuç Kömür için Bir Ömür Verenlere Ağıtlar

Tam 6 yıl geçmiş o kömür karası günden bugüne. Hatırlıyoruz değil mi? Unutmadık değil mi o en acı bekleyişi? Unutmadık değil mi yeniden toprağın altına gömmek için topraktan çıkarılmasını beklediğimiz yüzlerce madenciyi?

Unutamayız ki… Soma; Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük iş ve maden kazası olarak geçti kayıtlara. Bir sayı yazmayacağım asla. Çünkü ne zaman sayılarla ifade edilse kayıplar insan hayatı sanki değersizleşiyor o kadar. Oysa o gün sıradan bir sabahtı onlar için. Her zamanki gibi. Belki öpüp gittiler çocuklarını akşama görüşmek üzere. Belki öyle erken çıktılar ki uyandırmaya kıyamadılar bebeklerini. Kimisi o akşam eşiyle tartışmıştı kim bilir, pişmanlığını söyleyemeden kırgın gitti. Annesine sarılamadı bile. Hangisinin aklına gelirdi ki? Hepsi vedasız gitti. Biz ekranların karşısında günün bilançosu gibi artan sayılarca üzülürken sadece, her gelen haberde yıkıldı bir aile boyu anne-baba-çocuk-eş-sevgili.

13 Mayıs 2014 günü hem tarihe hem gönüllere kapkara yazıldı. Acımız dün gibi taze. Fakat ülkemizde ilk değil son da olmadı. Maden kazalarında binlerce insanımızı kaybettik. Zonguldak, Yozgat, Amasya, Ermenek, Kahramanmaraş, Balıkesir, Şırnak… Ülkenin her yerinden gelen acılarla yandık. “Bir avuç kömür için bir ömür verenler” dolu dört bir yanımız. Ekmek parası için yerin onlarca metre altına girip çıkamayan insanların yarım kalmış hikayeleri kaldı geriye. Biz ancak gidenlerin ardından şiirler okuduk, türküler söyledik. Yasımızı böyle yaşadık.

Yapabileceğimiz en vefalı hareket bu. Hafıza yetersizliğinden muzdarip coğrafyamızda unutmamak, unutturmamak adına mecburuz ağıtlarımızı okumaya.

Bu ağıtların en bilinenlerinden biridir Orhan Veli’nin şiiri.

Yüz Karası Değil Kömür Karası

Güneşli bir günde
Masmavi göreceğiz Karadeniz’i
Balkaya’dan Kapuz’a kadar,
Karış karış biliriz bu şehri;
EKİ’nin çiçekli bahçeleri,
Rıhtıma kömür taşıyan vagonlarıyla;
Paydos saatlerinde yollara dökülen,
Soluk benizli insanlarıyla.
Siyah akar Zonguldağın deresi
Yüz karası değil, kömür karası
Böyle kazanılır ekmek parası

Orhan Veli Kanık

Hasan Hüseyin Korkmazgil alıyor sonra kalemi eline. Mustafa Kemal’e seslendiği şiirinde Zonguldak’lı madencileri de unutma diyor üstat ve şöyle sesleniyor Atasına madenci kardeşlerini hatırlatarak;

karadeniz derler bir kara derya
abanmış üstüne kozlu’da çocukların
kömür müdür yürek midir ocaklardaki
ağıt mıdır figan mıdır bacalardaki
zonguldak zonguldak vurur yüreğim
zonguldar dertlerim günde beş öğün
katarlanır albayraklı cenazelerim
kimi ağlar ekmek ekmek, ne bilem
kimi ağlar okul okul, ne bilsin
ne bilsin grizuyu grevi sendikayı, kemal’ım
ne bilsin yoksul yetim?
sen hep samsun’a mı çıkarsın ay oğul ay kemal’ım
hele bir de kömürlere
çık hele bir
çık hele bir
kemal’ım!

Hasan Hüseyin Korkmazgil

Zonguldak maden taş kömürü ocaklarının çokluğu sebebiyle kazaların da en çok yaşandığı şehir. Dolayısıyla maden ağıtlarının ortak adı olmuştur. Fazıl Hüsnü Dağlarca Zonguldak’ta kanayan yara olan adaletsiz çalışma koşulları eşit ücret için isyan eden işçilerin isyanına şu dizelerle eşlik eder. Adı “Zonguldak Ağıt’ı” olsa da siz başına ister Maraş’ı yazın ister Soma.

Bir kömür, bir uzak, bir kara, bir derin,
Ellerin, yeraltında yitmiş kocaman ellerin.

Yıllarca çalışırsın, gündeliğin on lira,
Açsın, susar kuyular bağıra bağıra

Ko yamyassı ayakların balçık toprağa girsin,
Kim yürürse öldürürler bilirsin. Zonguldak ölü iki gecede gecede diri bir,
Zonguldak bir Türkiye, bir aç Türkiye değil midir?
Tanrı yeryüzünündür, bir pay düşmez sana,
Sen yeraltındasın, Tanrısızsın, anlasana.

Fazıl Hüsnü Dağlarca

İlhan Berk’in Şiiri kömür kokar. Her gün her gece yerin altına inen işçilerin duygularını, hayatını, çilesini ustaca anlattığı dizeleri okudukça içimiz bir daha kanar.

BU ŞİİR KÖMÜR KOKAR

bu şiir kömür kokar 
kapkara buram buram kömürdür
dağlar nehirler göller tren yolları 
bir yarım asrın ipe dönmüş insanları 
kederleri ümitleri buruk boyunlar ile 
bu şiirden geçerler

kimi tertemiz gökyüzünü 
kimi masmavi denizi 
kimi anasının san yüzünü 
kimi karısının iki korkunç gözünü 
içine yerleştirip çıkmıştır 
kursaklarında bir parça kara somunla 
iki minare boyu toprağın altında 
hepsinin rüyaları başka başkadır

bu şiir kömür kokar
bu şiirde ölüm iki kaş arasıdır
bu şiirde insanlar
birbirinin nefesiyle yaşarlar
birbirlerinin soluğuna kulak verip çalışırlar
bu şiirde insanlar
vatan dışı dünya dışıdır

İlhan Berk

Ve Sunay Akın. Az ve öz sözleriyle yalın Türkçesiyle kalbimize işleyen çocuk yürekli şairimiz sadece on üç  kelimeyi yan yana koyarak anlatıveriyor acımızı.

KÖMÜR

Yine bir kömür

kütürdedi sobada

kayıp bir madencinin

kalbi rastgeldi

atıverdi sıcak odada

Sunay Akın

Şiirlerden şarkılara uzanalım şimdide. Toplumsal meselelerin marşlarını yazan Cem Karaca maden ocaklarında ömrünü geçiren hatta yeri geldiğinde ömrünü yitiren insanlarımız için ne güzel seslenmiş yıllar ötesine.

“Maden ocağının dibinde

Hava yok, ışık yok

Maden ocağının dibinde

Besin yok, karın yok,

Oğlun bile yok,

Bir sen varsın direnen.”

Ne acı bir tesadüf ki şarkı Şubat 2014’te Kurtalan Ekspres’in Cem Karaca, Barış Manço, Bahadır Akkuzu anısına hazırladığı “Göğe Selam II”  albümünde Hayko Cepkin’in yorumuyla yeniden hayat bulmuştu.

Genç sanatçı Emir Can İğrek 6 yıl önceki Soma faciası üzerine hissettiklerini “Yerin Altındayım” isimli parça ile ölümsüzleştirmiş ve maden ağıtları arasında en yeni seslerden biri olarak yerini almıştı.

Emir Can İğrek aynı şarkıyı 2019 yılında Kurtalan Ekspres ile birlikte yeniden yorumlayıp kliplendirmişti.

Bu parça, Soma Faciası’nın olduğu gün “büyük adamların” yanında adı “küçük” kalan ve yaşam hakkı elinden alınan bir madencinin ağzından yazılmıştır.

Emircan İğrek

Son olarak Grup yorum’un eskimeyen türküsü “Maden Ocağı”nı analım. Kara Elmas diyarında yeraltında ezilenlerin seslenişini yüreklere taşıyor.

indim maden ocağına kara elmas diyarına
yeryüzü sıcak olsun diye dost
yıllar boyu kazma salladım buskunca bu zindanda
çocuklarım gülsün diye dost
oysa bizim evde gülen yok

yürü derler yürü derler açlığa yürü derler
kara elmas tabut olmuş gerekirse ölün derler
günü gelir utanmadan ağlaşana gülün derler
yalanlara artık sabrım yok

Tüm bu şiirleri, şarkıları içimiz acıyarak okuyor, dinliyoruz. Unutmamak, unutturmamak için ve bir daha tek bir işçimizin dahi kara haberini almamayı dileyerek hayatını kaybeden tüm madencilerimizi rahmetle anıyoruz.

0


E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha Fazla İçerik
Kübler-Ross modeli
Üzüntünün Beş Aşaması: Kübler-Ross Modeli