İnsan İnsan Derler İdi İnsan Nedir Şimdi Bildim

İnsanın büyüme evresi absurdizi.com

Toplumsal değerler aynı toplum içinde değişebilir, hatta çağa ayak uydurup yeni değerler kazandırabilir. Belki de çocukluğumuzdan itibaren hepimizin aklına kazınmış bazı değerler vardır. Örnek olarak: Bulunduğumuz ortama bir büyük girdiğinde ayağa kalkmak, yaşlıların elini öpmek, büyüklerimiz önünde bacak bacak üzerine  atmamak gibi… Toplum içinde kahkaha atmamak, toplu yemeklere beraber başlayıp, beraber sofradan kalkmak gibi küçüklükten beri bize kazandırılan bu ve benzeri birçok davranıştan söz edebiliriz.

Daha çocukluğumuzda hiçbir şeyin farkında değilken din, vatan ve millet sevgisinin aşılanması, bulunduğumuz çevrenin duygu ve düşünceleri kendi fikrimiz olmadan kısmen dayatılan fikirlerden yapılanan bir insan modelinden söz edebiliriz.

Ülkemizde belki de bir çocuğun aslında aldığı ilk eğitim olarak toplumsal değerlerden bahsedebiliriz. Evde başlayan bu eğitim sonrasında bireyin aile dışında tanıştığı yakın akrabalarıyla devam eder ve birey büyüdükçe çevresindeki olan biteni ve uyarıları merakla izlemeye ve kendine çevresindeki insanları rol model alarak devam eder yaşantısına. Akabinde toplum içine karışarak yine aynı şekilde yaşlı bireylere karşı duyulan saygı ve daha sonrasında oluşacak akran çevresine karşı sergilediği tutum ve davranışlardan söz edilebilir.

Böylece birey artık maruz kaldığı değerleri bu sefer girip çıktığı çevrelere dayatmaya başlar ve çevresel determinizm sürecini kendi eline alıp başka toplumlara yayar ve bu döngü ile kuşaktan kuşağa aktarım sağlanır. Bu süreçte bireyin daha çocukluktan öğrenmeye başladığı değerler, bulunduğu dünya koşulları ile birlikte bireyin aldığı eğitim ve tanık olduğu yaşantılar değerler eşliğinde kaybolmaya veya başka şekle bürünmeye başlar.  Bu araştırmadaki en temel amaç toplumsal değerlerin bir bireyin benlik oluşumunda ne kadar rol oynadığı ve etkin olduğu ile ilgilidir. Şimdi bir sonraki konumuza yani benlik oluşumuna geçelim.

Benlik oluşumunu ele alırken belki de en çok kullanacağım kelime ‘Determinizm’ olacaktır. Bir insanın bulunduğu coğrafi koşullar insanın fiziksel özelliklerini bile belirleyebiliyorsa bulduğu koşullardaki sosyal ve ekonomik durumlar da o insanın karakterinde rol oynar. Yani bir toplumun yargıları bir çocuğun değişim sürecinde kaçınılmaz şekilde aktif olarak rol oynar. Birey çocukluğundan itibaren maruz kaldığı belli düşünce kalıplarıyla yaşarken, eğitim sürecine başladığında bu sefer sıra arkadaşının değerleri, öğretmeninin değerleri ve aldığı eğitimdeki değerlerle çatışmaya başlar. Bu süreçte 3. Çevresel determinizm başlar. Bununla birlikte birey asıl karakterini şekillendirir ve yaşam boyu 3. Çevresel determinizme devam eder. Yani birey yaşam boyu öğrenir ve şekillenir. Bireyin aileden aldığı değerler çok önemlidir, çünkü ailenin eğitim seviyesi ne kadar yüksek ise birey bulunduğu topluma o kadar kolay uyum sağlar. Büyüdüğü çevrenin, memleketinin bile bu konuda söz sahibi olduğu bilinir.

Gelin günümüze bakalım. Bir çocuğun gelişiminde bu kadar aktif ve önemli bir rol oynayan bu kavramı şimdilerde bireyin karakterini şekillendiren, aileden ziyade çocuğun eline verilen tabletler ve oyunlar olarak değerlendirebiliriz.. Bir ülkenin ekonomik koşulları çocuğun karakterinde etkili oluyorsa, Japonya’daki bir çocuk ile Afrika’daki bir çocuğu karşılaştırarak en iyi pekiştirmeyi sağlayabiliriz.

Peki benlik oluşumun da bireyin aileden gelen kodları ne kadar baskındır? Çevremde gözlemlediğim birçok çocuk oldu. Bu gözlemlerim sonucunda aileden gelen birçok kodun çevresel etkenlerin etkisiyle neredeyse aynı oranda olduğunu hep gözlemlemişimdir. Dünya’ya gelen bir çocuğun daha çocukluk döneminde ailesindeki birçok kişiye benzeyen karakteristik tavırlar sergilediği görülmektedir. Bahsetmek istediğim, çevresinde rol aldığı insanlardan ziyade çok nadir gördüğü 1. Dereceden hısımlarıdır. Bu gözlemlerimin sonucunda ulaştığım çıkarım ise bir insanın karakterinin gelişiminde, aileden gelen kodlar onu yönlendirebilir. Tüm bu çıkarımları ele alacak olursak bir çocuk Dünya’ya geldiği andan itibaren çevresinin bulunduğu koşullarla şekillenmeye başlar ve bu şekillenmede doğanın büyük bir etkisi olur. Çocuğun bulunduğu koşullar eğitimli ve kaliteli ise bulundukları çevreye ciddi katkılar ve iyileştirmeler sağlayabilir. Fakat çocuğun bulunduğu koşullar çocuğu korumak adına inandıkları değerlerin ne kadar mantıklı olup olmadığına bakmaksızın, ciddi baskılarla çocuğa dayatıldığında çocuk ileriki yaşantısında  bulunduğu çevreye ve topluma ciddi zararlar verebilir.

Belki de toplum tarafından sürekli alaya alınan veya dizi ve filmlere konu olan ‘’hadi çocukluğuna inelim’’ cümlesi, aslında bir insanın kişiliğinin şuan da sergilediği tavır ve davranışlarda bireyin çocukluk yaşantısının ne kadar önemli rol oynadığını gösteriyor.

Son bir örnek ise, çocuğun daha yeni konuşmaya başladığı dönemlerde anlamını bilmeden söylediği küfürlerdir. Belki de o an  bu durum çok komik olarak algılansa da ilerleyen dönemlerde, çocuğun sosyal çevresi ile olan etkileşimini olumsuz yönde etkileyecektir. Yine bu bağlamda aile bireylerinin birbirlerine karşı olan tutum ve davranışları da çocuğun ileri ki yaşantısında sosyal ve psikolojik açıdan çocuğu olumsuz etkileyecektir. Bu neden ile klasikleşmiş bir söz olarak hayatımızda yer edinen ‘’ebeveynler çocuğun aynasıdır.’’ sözü bir kez daha doğrulanmış olur. Gelecekteki nesillerimizi ahlaklı ve doğru(?) bir insan olarak yetiştirebilmek umudu ile…


Exit mobile version