Muhsin Ertuğrul ve Türk Tiyatrosunda Shakespeare

Tiyatroya adanmış bir ömür ile Türk tiyatrosunu geliştirmekten çok, onun kurucu ismi olmuş Muhsin Ertuğrul, Shakespeare’i en iyi anlayan ve anlatan bir ustadır da aynı zamanda.

Oyuncu, çevirmen, tiyatro ve sinema yönetmeni olarak dokunduğu her alanla Türkiye’de tiyatro kültürünü bir başka seviyeye taşıyan Ertuğrul’un tiyatroya olan tutkusu, çocukluğundan başlayıp son nefesini verene kadar devam etmiş. Daha on yedi yaşında Burhanettin Kumpanyası’na katılarak, Othello ve Türkiye’de ilk kez sahnelenen Hamlet piyeslerinde oynamış ve sahneye ilk adımını atmış Ertuğrul. 1912 yılında Fransa’ya giderek konservatuar eğitimi almak istemiş lakin bunu başaramasa da birçok Fransız oyuncu ve tiyatro ustasıyla tanışıp kendini geliştirmeyi başarmış. Türkiye’ye dönüşüyle İstanbul Şehir Tiyatrosu’nun kurulmasına ön ayak olmuş, ardından bir süreliğine tekrar bir Avrupa deneyimi ve Sovyetler Birliği ziyaretiyle hem sinema yönetmenliğini hem oyunculuğunu geliştirmiştir. Devlet Tiyatroları ve Operası genel müdürlüğüne atanmasının ardından İzmir, Bursa, Konya ve Adana’da da devlet tiyatrosu sahnelerini açmıştır.

Muhsin Ertuğrul’un yönettiği oyunda, Hamlet rolünde Engin Cezzar.

1964 yılında, Shakespeare’in 400. doğum yıldönümü kapsamında beş sahnede, beş Shakespeare oyunu sergileyen Ertuğrul, bu oyunlara kendi dokunuşunu da katarak döneminin çok ilerisinde bir tavır sergilemiştir. İlk olarak 1927 yılında sahnelediği Hamlet oyununu daha sonra beş kere daha sahneleyen Muhsin Ertuğrul, eseri seyirciyle buluştururken “[ö]nce Nur Sabuncu’dan, sonra da Ayla Algan’dan kadın Hamlet olarak yararlan[mış]” (Özcan 12), sahnede perde kullanmamış, dekor değişimi yapmadan yani eşzamanlı sahne geçişleri sağlamış ve estetik ışıklama tekniklerini kullanmıştır. Muhsin Ertuğrul, ustası olduğu sahneyi deneysel şekilde kullanarak büyük beğeni toplamıştır.

Bir diğer ses getiren sahnesini Macbeth ile sergileyen Ertuğrul’un başarısı Avrupa’ya kadar ulaşmıştır. Viyana’da yayımlanan “Theater der Welt” dergisinde Muhsin Ertuğrul için,

(…) Onun oyun düzenleri Avrupa sahnelerine yön verecek kadar etkili; onun idealizmi ve teknik bilgisi bütün teknik engelleri ortadan kaldıracak nitelikte… oynadığı zaman tiyatronun kapalı gişe olması garantileniyor. Muhsin Ertuğrul gelişen, yeni Türk tiyatrosunun ruhudur.

aydinlik.com.tr

sözleri yer almış. Macbeth’in sergilendiği sahnede, “…dekor, Shakespeare’in oynadığı dönemdeki “Globe Tiyatrosu”nun sahne yapısını andırır biçimde hazırlanmıştır” (Nutku). Hatta oyundaki cadı sahnesi için Cemal Reşit Rey’e köy ezgilerinden esinle bir beste yaptırılmıştır.

Sanatına harcadığı emek ile Türk tiyatrosunda kendi adıyla bir dönem başlatan Ertuğrul, döneminin ötesinde bir şair ve oyun yazarı olan Shakespeare’in oyunlarını, ona yaraşır şekilde, döneminin ötesinde bir vizyonla sahnelemeyi başarmıştır. “O ve BEN” adlı yazısında ise Shakespeare’i etkileyici bir şekilde, kendi dünyasından anlatmıştır:

Bu güç ömür yolculuğunda ne zaman ayrılan iki yol kavşağına varsam, yahut bu iki yoldan birini seçmekte güçlük çeksem, ne vakit herhangi bir işe sarılmakta bocalasam, yahut kararsızlıklar içinde düşünceme güvenmeyip de sarsılsam, ne zaman hangi dalı tutmakta duraklasam, hasılı evimde ve işimde bir çıkmaza saplansam, öyle anlarda, bilmem neden, nasıl bir duyguyla hep Shakespeare’i hatırlarım. Kendi kendimi gütmede sıkıntıya düştüğüm zaman hep o hatırıma gelir ve derim ki:

“Biz insanoğulları kısacık ve sapsade ömrümüzde kendi kendimizi doğru dürüst emekletemezken nasıl olur da Shakespeare otuz yedi büyük eserinde bin kırk bir insan yaratır, kralından kölesine kadar hepsine can ve ruh verir, kemiklerini kenetler, şekillerini yoğurur, sinirlerini örer ve dünyanın ayrı ayrı bölgelerinde, doğumlarından ölümlerine kadar hiç birbirlerine benzemeyen kaderleriyle onları karşı karşıya bırakır; bunları ruh değişiklikleriyle, sinir sarsıntılarıyla bizim aramızda yaşatır.

Bu ne kudrettir ki, onların hepsini satranç bebekleri gibi, son çizgilerine doğru süren büyük oyuncu öldükten dört yüz yıl sonra bu ölümsüz bebeklerin görünmeyen sihirli kuvvetle izledikleri ömür akıp gidiyor ve bütün bunları yaratan, yaşatan, oynatan bir tek kişi!
Ben de bir kişiyim. Kendi adımlarımı bile çekinmeden atamazken, o bir tek kişi, bin kırk bir kişiyi dünya durdukça ölmezliğe kavuşturmuş.
Danimarkalı Hamlet, Afrikalı Othello, İtalyalı Romeo, Atinalı Timon bugün de doğru yollarında dümdüz ve sekmeden gidiyorlar. Halbuki ben bocalayıp duruyorum, toprağa girip unutuluncaya kadar da bocalayacağım.
Pekiy… Shakespeare insansa ben neyim?
Ben insansam Shakespeare ne?”

William Shakespeare: Yüzyılların Sahne Büyücüsü

Kaynakça:

Nutku, Özdemir. “Muhsin Ertuğrul’un Özgün Sahne Çalışmaları.” Aydınlık, https://www.aydinlik.com.tr/kose-yazilari/ozdemir-nutku/2017-nisan/muhsin-ertugrul-un-ozgun-sahne-calismalari.

“Muhsin Ertuğrul.” Biyograyfa Beta, https://www.biyografya.com/biyografi/10928.

Özcan, Mustafa. “İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda 1941 Yılında Oynanan Hamlet Piyesinin Sebep Olduğu Tartışma ve Davalar.” Türkiyat Araştırmaları Dergisi. https://dergipark.org.tr/download/article-file/257898.

Yüksel, Ayşegül. William Shakespeare: Yüzyılların Sahne Büyücüsü. İstanbul: Habitus Yayıncılık, 2017. Baskı.

0


Daha Fazla İçerik
Merakla Beklenen Kalben-Teoman Düeti Yayında: Robot Kozmonot