Sevgili Okuyucuya Öneriler

2020 Pandemi nedeni ile evdeki süreçlerimizin artmasıyla birlikte çoğu insan fark etti ki aslında kendimize çok az vakit ayırıyormuşuz. Belki durup dinlendik belki de durup daha da sorunlarımızla yüz yüze kaldık… bilemiyorum ama bu süreç 2021 yılında da devam ettiğine göre bu savaşta en az darbeyi alan taraf olmamız gerekiyor. Kendimizi tanımamıza yardımcı olalım, mutluluğu dışarda aramaktansa içerde keşfetmeyi her zaman bilelim. Hadi sevgili okur, gel beraber keşfetmediklerimizi keşfedelim. Sağlıkla kal.

Öncelikle kitap okuma alışkanlığımızdan bahsedelim mi sevgili okur?. “-alışkanlığım yok kiiii” diyorsan gel biraz kitap okuma alışkanlığı için tüyolardan bahsedeyim sana.

  • Okumayı sevebilmek ve devamlı hale getirebilmek için öncelikle sayfası az olan ince kitapları seçebilirsin.
  • Eğer tarzını ve ilgini çekecek gibi bulamıyorsan, dur endişelenme herkes tarafından sevilen ve tercih edilen popüler kitaplardan başlayabilirsin.
  • Bir kitaba başladın diyelim, okudun okudun ne seni sardı ne de bir şey anladın… (errooorrrr….) dur yine endişelenme, kitabı bitirmene gerek yok bırak hemen kitabı, yoksa bu seni kitap okumaktan iyice uzaklaştıracaktır. Başka bir kitap deneyelim der yolumuza kaldığımız yerden devam ederiz. Öyle değil mi?..
  • Bir de şu bir gerçek ki kitap okurken uykumuz gelir, eğer akıcı bir kitap bulduysan bunu uykunun gelmeyeceği bir vakitlerde okumanı tavsiye ederim. Bunun yerine zihnin en açık olduğu zaman dilimlerine yayarsan daha çok zevk alacaksın.
  • En önemlisi kitap okumak için kendinizi zorunlu hissetme. “Bugün 3 saat kitap okuyacağım” diyerek kendini zorunlu ve şartlı bir duruma sokmana gerek yok. Zaten o kitabı seversen ne saati sayarsın ne de bir zorunlulukla okursun ayrıca ilk başladığın süreçlerde süreyi kısa tutarak başlarsan ve zamanla o süreyi arttırarak ilerlersen kesinlikle işin daha kolay olacaktır.
  • Önceki maddeden daha da önemli bir madde daha, kitap okuyacağın zaman lütfen telefonunla vedalaş çünkü telefon senin dikkatini dağıtacağı gibi kitabı elinden bırakmana da sebep olacaktır. Telefonu bir kere bırak emin ol gerisi gelecektir. Beynin dinlenecek ve yeni kahramanlarla tanışacaksın. Gel bir sen dene bunu 🙂

Kendimizi tanıyalım demiştim, peki sevgili okur sen kendini iyi tanıyor musun? Yaralarını sarabiliyor musun? Gel biraz da yaralarımızı saralım, psikolojimizi düzeltmeye yarayan 3 yol var onları uygulayalım.

  • Bu yolda ki ilk aşama, sana kötü gelen veya sana kötü hissettiren her şeyden herkesten uzak durmak. Her şeyden önce sana rahatsızlık veren şeyin ne olduğunu en iyi sen bilirsin, ikincisi ise canını sıkan şeyin ne olduğunu bildiğin zaman neyden kaçman gerektiğini de en iyi sen bilirsin. Her şey ters gidiyormuş gibi hissetmektense, farklı bir açıdan bakabilirsin. Bu şekilde iç huzurun ve dengeni bulmak daha da kolay olacaktır. Objektif bir şekilde olaylara bakabilir, başka biriyle konuşur gibi olayı ya da huzursuzluğu kendine anlatabilirsin. Gözünün ve ruhunun açıldığını göreceksin.
  • İkinci aşama ise bir türlü kurtulamadığın sıkıntıyı tespit etmek, canını ne sıkarsa sıksın onun hakkında düşünmeyi bırakmış olabilirsin, fakat üzerinde ki o gerginlik hissi ne yazık ki kalmıştır. Sen fark etsen de fark etmesen de… Sorunu sorgulamadığınız sürece soruna alışırsın ve en sonunda yok olur gider. Ancak günler veya aylar sonra bile bu can sıkıcı hissi en başında olduğu gibi yeniden yaşayabilirsin. Unutma ki psikoanalize göre bu his yanılmaz. Bu ise yaşadığımız olayları ya da o hissi sindirememiş olduğun anlamına gelmektedir. Bu durumda da, üzüntün yeniden ortaya çıkarak sana bir şeyler anlatmaya çalışıyordur. Yarım kalan bir işin olduğu hakkında uyarıyordur.
  • Üçüncü aşama, yeniden dengeyi bulmak. Yara alan psikolojini iyileştirmenin en iyi yolu, keyif alacağın şeylerden kaçmamaktır, en kısa zamanda negatif duyguları başarıyla bertaraf ettikten sonra rutinine geri dönmektir. Hiç bir şeyin ve hiç kimsenin rutininizi ve gününüzü mahvetmesine izin vermeyin. Bir kişiye sinirlenince o gün arkadaşlarınla olan planını bozma ya da yemek vakti biriyle atıştığın da yemek yemekten vazgeçip sofradan kalkma. Kimse sen yemek yemedin diye harap olacak değil. Ya da başka biriyle olan diyaloğun sonucunda arkadaşlarından ve kendinden acısını çıkaracak değilsin. Bu durumlar seni sorunların içine daha çok çekerek durumu uzatmana ve içinde boğulmana sebep olur. Unutma sevgili okur; başına gelebilecek olaylardan ve kötü şeylerden kaçamazsın, ama bunların senin üzerinde bıraktığı etkinin boyutunu ancak sen belirleyebilirsin.
  • Son olarak toparlarsak, duygularınla yüzleşip sorunu çözdükten sonra seni ne iyi hissettiriyorsa o şeylere odaklanmalısın. Ne görmezden gelmek ne de canını sıkmasına izin vermek dengeni bulmak için yardımcı olmayacaktır. Yapacağın en sağlıklı şey ise sana acı veren tüm duyguları netleştirmek ve uzaklaştırmak için durup üzerinde düşünmektir. En iyisini yapacağını biliyorum, daha sonra al bir kahve eline aç bir yeni sayfa ömrüne, unutma hepsi senin elinde…

Önerilerin devamı gelecek sevgili okur, sen yeter ki mutlu ol ve sen yeter ki bir adım daha at hayata bak hiç ummadığımız şeyler yaşıyoruz ve bunu yalnız değil tüm insanlık olarak yaşıyoruz, sen ki kendine ışık tutmaktan hiç vazgeçme. Sağlıkla Kal.



Daha Fazla İçerik
EDEBİYATIN AYNASINDA FEMİNİZM