Yıllar Geçse De Kalplerin Unutamayacağı Bir İsim: Fikret Kızılok

Bir Kızılok şarkısı deyince ne gelir aklımıza ilk? “Zaman Zaman” “Gönül” Bu kalp seni unutur mu?” “Sevda Çiçeği” Hemen zihnimizde bir fon müziği olarak canlanır o naif sesi. Hepimizin en az bir anısına dokunmuştur. Peki ne kadar iyi tanıyoruz onu? Kırgınlıklarını, isyanlarını, anlatmaya çabaladıklarını? Sadece romantik şarkıların solisti midir? Yoksa Aşık Veysel’in yoldaşı, halk müziğini günümüze taşıyan bir elçi midir? Ya da iyi ve doğru müziğin savunucusu olmak uğruna son yıllarında düşman ilan edilmeyi göze alacak bir devrimci mi? Kimdir Fikret Kızılok?

Vefatının 19. yıldönümünde hayat hikayesi ve şarkılarıyla Fikret Kızılok’u daha yakından tanımak ister misiniz?

Onu müzik dünyasına kazandıran kırmızı bir akordeon. Doğum gününde hediye edilen bu değerli oyuncak Fikret Kızılok’u Taksim Gazinosu’nda bir 23 Nisan müsameresinden başlayıp Altın Plaklar kazanacak, müzik listelerinde haftalarca zirvede kalacak bir yolculuğun ilk adımı oluyor.

Sonrasında dünyayı saran Elvis Presley rüzgarının etkisiyle akordeon yerini gitara bırakıyor. Galatasaray Lisesinde devam eden eğitim hayatında müzik ayrılmaz bir parça haline geliyor. Üst sınıftan arkadaşları Barış Manço, Timur Selçuk o dönem en büyük destekçileri. Dönemin popüler müziği rock’n roll. Bu gençler de Beatles şarkıları çalıp söyleyerek söz konusu akımın içinde yerini
alıyor.

Kurdukları ilk grup olan Cahit Oben Dörtlüsü ile Beatles şarkılarının yanında Türk Müziği parçalarını yorumluyorlar. Çıkardıkları 45’likten iki şarkı iç dünyalarındaki ikilemi anlatmaya yetiyor: “I wanna be your man” ve “Silifkenin Yoğurdu”

Fikret Kızılok’un çokça kafa yorduğu batı müziğine Türkçe sözler yazma fikri ağır basıyor ve “Hereke” piyasaya çıkıyor. 1965 yılı Altın Mikrofon yarışmasına da katılan “Makaram Sarı Bağlar/Halime” plağı çıkıyor. Fakat sonrasında Cahit Oben Dörtlüsü dağılıyor.

Fikret Kızılok bu müzikle dolu serüven içinde aynı zamanda Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği bölümünden mezun oldu. Cahit Oben Dörtlüsünün dağılışından sonra Fuat Güner’in teklifi üzerine Barış Manço ve Kaygısızlar grubuna dahil oluyor. Grupta yer alan tüm üyeler Türk müzik tarihine ismini altın harflerle yazdırmış efsane müzisyenler.

1969 Fikret Kızılok’un hayatında bir dönüm noktası. Sivas’ın Sivrialan köyüne yaptığı ziyarette Aşık Veysel ile tanışıyor. O günden sonra Fikret Kızılok için hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Aşık Veyseli, anadolu toprağı kokan türkülerini hayranlıkla ve içinde yanan yenilik aleviyle dinliyor. Bu günden sonra ustası olarak bellediği Aşık Veysel’in bazı türkülerini ve şiirlerini yorumlamaya ve bestelemeye başlıyor.

“Öze Dönüş” şeklinde adlandırdığı sürecin ilk meyvesi “Uzun İnce Bir Yoldayım” plağı. Arkasından Türk müziğinde ilk defa tahta ve taşın müzik aleti olarak kullanıldığı bir eser olan “Yumma Gözün Kör Gibi” yayınlanıyor. Bu çok sevilen farklı yorum Fikret Kızılok’a müzik hayatı boyunca alacağı sayısız ödülün ilkini kazandırdı. Altın Plak.

Takip eden yıllar boyunca eski grup arkadaşı Barış Manço’yu müzik listeleri zirvesinden indiren şarkıları geldi. “Söyle Sazım” “Güzel Ne Güzel Olmuşsun” hala sıkı Fikret Kızılok hayranlarının keyifle dinlediği şarkılar arasında yerini alıyor.

Fikret Kızılok şöhret basamaklarını tırmanırken henüz 24 yaşında. Bu tırmanış sırasında müziğe ara verdiği dönemler var. Fikret Kızılok zaman zaman müzik dünyasından uzaklaşıp bir yandan mezun olduğu diş hekimliğine devam ediyor bir yandan içsel dönüşümlerle daha farklı daha yenilenmiş olarak müzik hayatına kaldığı yerden devam ediyor. Bu yüzden biz her döneminde başka bir Kızılok ile tanışıyoruz. Herkesin kendini bulduğu, sevdiği, bağlandığı bir Kızılok şarkısı olması ve çok farklı kesimlerden seveninin olmasına şaşırmamak gerekir.

Aşık Veysel’in 1973 yılında vefat etmesi Fikret Kızılok’u derinden sarsıyor. Öyle ki ustasının mezarı başında sazını kırarak müziği bıraktığını açıklıyor. Neyse ki bu ara çok uzun sürmüyor ve Kızılok 1975 yılında Ahmed Arif’in “Haberin Var Mı?” şiirini besteliyor. Oldukça ses getiren bu parça bugüne dek pek çok sanatçı tarafından da seslendirilmişti.

80’li yıllara geldiğimizde“Zaman Zaman” albümüyle Kızılok’un günümüzde daha çok aşina olduğumuz romantik şarkıları gün yüzüne çıkıyor. Bu aslında biraz sisteme kırgınlık dolayısıyla bir içe dönüş albümü. Sevda zindanlarından “Yeter ki sen sev beni” diye sesleniyor
sevgilinin hayaline. “Gözleri Deniz”de “Sevda Çiçeği”ni kokluyor. Deniz, Kızılok şarkılarında vazgeçilmez bir olgu. Sesindeki dinginliğin benzeyişinden belki. Söylediği pek çok şarkı ile denizin tatlı maviliğini içimize dolduruyor.

Belki de bu deniz maviliğinde buluşuyorlar Bülent Ortaçgil ile. Ve yeni bir dönem başlıyor. Çekirdek Sanat Evi. Fikret Kızılok’un deneysel projelerinden biri. Bir apartman dairesinde akustik gitarla ya da herhangi başka enstrümanla sesini duyuramayan, dönemin
popüler arabesk kültürüne hitap etmediği için görülemeyen isimlerin buluşma noktası haline geliyor kısa zamanda. Bugünkü alternatif müziğin ilk adımları diyebiliriz. Çünkü o dönemin alternatif iyi müziği idi o odadan yankılanan sesler.

Kimler yoktu ki o Çekirdeğe yolu düşenler arasında; Erkan Oğur, Yeni Türkü, Ezginin Günlüğü.. daha niceleri.

Pencere Önü Çiçeği, Biz şarkılarımızı.. albümleri bu dönemin bugüne gelen tadımlık meyveleri oldu. “Değirmenler”e karşı birer yitik savaşçıydılar aslında. “Güneşin Aynasında” bir düş büyüttüler. Düşte bir çocuk, çocukta yol, yolda toz, tozda avuç, avuçta kader…
Onların penceresi önünde büyüttüğü çiçekler yıllar sonrasında yüreğimizi şenlendirdi. Bülent Ortaçgil “Deniz Kokusu” getirdi. Fikret Kızılok o koku eşliğinde “Düşler” kurmamıza yardım
etti. En karamsar anlarımızda bile içimizde yanmaya devam eden “Mum”ları fark ettik. “Nereye Sokağı”nda koştururken sağa sola gerçeklere çarpıp ağladığımızda “Ama Babacığım” diye çaresizce seslendik. Hepsi birbirinden özel bu şarkıları hayatımıza kazandırdığı için bu muhteşem ikiliye minnettarız.

Bu romantik parçaların yanında Fikret Kızılok’un muhalif tavrı da iyice şekilleniyor. Toplumsal yozlaşamaya duyduğu isyan duygusuyla naif sesler eşliğinde oldukça sert eleştirileri seslendirmekten de çekinmiyor.

1993 yılında piyasaya çıkan “Yana Yana” albümü bugün pek çok kişinin tanıdığı, ezbere bildiği Kızılok şarkıları içeriyor.

Albümün giriş şarkısında olduğu dediği gibi “inişleri çıkışları” ile geçen yılların ardından ortaya çıkan iki şaheser; aşıkların kült şarkısı haline gelecek olan “Gönül”  senelerce dillerden düşmeyecek olan “ Bu kalp Seni Unutur mu?” İçimizde biten güllerin saati “Gecenin üçünde”. “Yana Yana” bir harman olduğumuz akşamlarda dinlediğimiz melodiler hepsi.

“Bu Kalp Seni Unutur mu?” Evrencan Gündüz- Ali Deniz Kardelen yorumuyla

1993 yılında daha önce hazırladığı fakat yayınlamaktan vazgeçtiği Nazım Hikmet şiirlerinin yer aldığı “Not Defterimden” proje albümün de zamanı gelmişti. “Süleyman hep Başbakan, Başbakan hep Süleyman” sözleriyle ülkenin bir dönemine damga vurmuş olayları özetleyen “Demirbaş” şarkısı Fikret Kızılok’un politik tavrını da net olarak ortaya koyan bir çalışma oldu. 1996 yılında Uğur Mumcu’nun yazısından esinlenerek bestelediği müzik ve yazının seslendirmesi ile “Vurulduk Ey Halkım” proje albümünü yayınladı. 2 yıl sonra Mustafa Kemal’in hayatını şarkılarla anlattığı “Bir Devrimcinin Güncesi” yayınlanan proje albümlerin yanında yerini aldı.

1998 yılında ilk kez kalbi tekledi Kızılok’un. Ve ancak 2001 yılına kadar direnebildi hayata. Sessiz sedasız veda etti gök kubbeye onlarca ölümsüz seda bırakarak.

Zaman zaman aklımıza düşer en güzel düşlerimiz. Gecenin üçünde uyanır gönül şarkıları söyleriz. Sadece sevdalıyken değil haksızlığın, adaletsizliğin kol gezdiği bu dünya düzenine yine
Kızılok ile isyan ederiz. Türküleri yeniden onunla severiz, yumma gözün kör gibi’yi dinlerken Aşık Veysel’e de bir selam göndeririz. Eminiz Kızılok yine üstadının dizinin dibinde şiirler söylemektedir. Ve elbette bu kalpler onu asla unutmayacak, sesi muhakkak
çağlar ötesine erişecektir.

Bu yazıda yer alan bazı kısımlar Sibel Karagöz tarafından yazılan “Bu Toprağı Çağdaş Ozanları” kitabından alıntılanmıştır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha Fazla İçerik
”Evlenmeden Önce” Bu 10 Maddeyi Mutlaka Sorgulayın!