II. Dünya Savaşı ve Öncesi Sovyet Sineması

DEVRİM ÖNCESİ RUS SİNEMASI                                                                      

1917 devrim öncesi Rusya’sında sinema hususunda önemli bir vaka olduğu söylenemez. Ancak ulaşmış olduğum birkaç detayı sizlerle paylaşmak istiyorum. 1896 senesinde Rusya’da Saint Peterspurg’da ilk film gösterimi yapılır. Bu film Lumiere Kardeşler’in Rusya’ya gönderdiği Camille Cerf’in kayda aldığı, Çar II. Nikolay’ın Kremlin Sarayındaki taç giyme törenidir. İlk gösterim olarak belirttiğim bu durum dışında 1908 senesinde yönetmenliğini Vladimir Romaşkov’un yaptığı Stenka Razin, ilk Rus filmi, çekilmiştir. Stenka Razin, gösterildiği günden itibaren büyük bir başarı elde eder ve bu filmle birlikte bazı sanayiciler yapımcılığa soyunup Rus sinemasının parlak döneme geçişini kolaylaştırır. Bu döneme ait bazı filmler ise şöyle:

 

Vsevolod Meyerhold: Doryan Gray’in Portresi(1915)

Alexander Khanzonkov: Sivastopol Savunması(1911)

Yakov Protazanov: Mutluluğun Anahtarları(1913),

Savaş ve Barış(1915), Ecinniler(1915), Maça Kızı(1916).

 

DEVRİM VE SOVYET SİNEMASININ DOĞUŞU

Vsevolod Pudovkin (1893-1953)

Çarlık Rusya, sanayileşme sürecine geç girmiş, ekonomisi toprağa dayalı bir ülkeydi. Toplum olarak çok uluslu bir yapıya sahipti. Halkın çoğunluğu alt tabakaya mensup sosyal ve ekonomik anlamda karmaşa yaşayan insanlardan oluşmaktaydı. Çarlık Rusya’nın baskıcı rejimi onları bunaltıyor, 18. ve 19. Yüzyıl Avrupa’sındaki siyasal, anayasal gelişmeleri aydınlar sayesinde takip ediyorlardı. Bu siyasal gelişmelerin de etkisiyle aydınlar ve öğrenciler Çarlık Rusya karşısında ayaklanmışlar fakat rejim tarafından bastırılmışlardır. Daha sonra 1914 senesinde I. Dünya Savaşı’na giren Çarlık Rusya, fakir olan halkının daha da fakirleşmesine neden olmuştur. Bu durumdan istifade eden sosyalistler, 1917 senesinde ayaklanarak Çarlık rejimini yıkmış ve SSCB’yi kurmuşlardır. Devrimden sonra savaş nedeniyle ekonomik sıkıntılar içinde olan ülke bir yandan savaşa devam ederken, diğer yandan fakir halkına komünist ideolojiyi anlatmaya ve bir toplum bütünlüğü oluşturmaya çalışıyordu. Bu yüzden de yeni sosyalist rejim, ekonomik kalkınmayı gerçekleştirmek için endüstriyi hızlandırmaya ve toplumda bir düşünce ve görüş birliği sağlamak amacıyla sanatçılarından yararlanmaya karar verdi. Başta sinema ve tiyatro olmak üzere bütün sanat dalları önem kazandı.

 

‘’Devrimden sonraki aylarda sinema ve tiyatro salonu sahipleri toplanıp  350 delegeden oluşan hükümet yanlısı bir sendika kurdular. Bu delegeler sinemanın farklı alanlarında çalışan sinemacılardı. Devrimin getirdiği taze heyecan birçok yetenekli genci sinema hususunda harekete geçirdi. Bu isimler arasında İç savaş döneminde (1917-1923) Ajitasyon (Agit-prop)  treninde de görev alarak ülke çapında insanlara devrimi anlatan; 3 senaryo yazarı Mayakovski, sonraları Ayzenştayn’ın filmlerinde kameramanlık yapan Edouard Tisse,  yıllar sonra Kameralı Adam filmiyle anılacak olan Dziga Vertov ve sinemanın en gözde kurgucusu olarak anılacak olan Lev Kuleşov gibi sinemacılar vardı.’’

 

 

‘’ Ekim devriminin getirdiği toplumsal yararlılık düşüncesi, sinemanın da topluma yarar sağlaması adına toplumu eğitmek amaçlı kullanılmasına neden olmuştur. ’’

 

 

17 Ekim Devrimiyle birlikte Sovyet ideolojisinin bir neticesi olarak kültür artık belli bir grubun tekelinden çıkıp toplumun ortak malı olmuştur. Yeni toplumun hayat ve gayelerini yansıtan, halka hizmet etmeye, sosyalizm uğruna ve sonradan komünizm uğruna mücadele eden topluma mal olan yeni bir kültürdü bu. Toplumun ortak malı ilan edilen yeni kültürün ülke çapında yayılması için devlet bazı yöntemlere başvurmuştur. Bu yöntemlerden başta geleni Lenin’in ‘’bütün sanatlar içinde en önemli’’ olarak gördüğü sinemadır. Sinema bu görevi yerine getirirken sınırlarını da Sovyet ideolojisi çerçevesinde çizmek zorunda kalmıştır.

 

Sinemanın kitlelere ulaşma ve kitleleri etkileme potansiyelinin diğer sanatlara göre daha fazla olduğunu bilen Lenin, Sovyet Rusya’da sinemaya daha fazla ilgi gösterip sinemayı geliştirmeye çalışmıştı. Bu nedenle ilk önce 27 Ağustos 1919’da imzaladığı bir kanun-bildiri ile sinemayı millileştirip Sovyet Sineması’nın doğmasını sağladı ve daha sonra da sinemanın devlet kontrolü altına girmesi için Sovyetler Birliği Devlet Sinema Enstitüsü’nü(VGİK) kurdu. -Daha öncesinde 1917’de sinema işçileri üç grupta örgütlenmiştir. Bu gruplar: Dağıtımcılar, Gösterimciler, Yapımcılar Federasyonu, Sinema Sanatı İşçileri ve Sinema-Tiyatro İşçileri Birliği’dir.- Bu olayları St. Petersburg’da film oyuncuları ve teknik elemanlarını yetiştirecek okulun açılması izledi. Ancak bu durum bir anda değişti. Yapılan film sayısı düştü, salonlar kapandı ve sinemayı sabote eden bazı özel durumlar durumu iyiden iyiye zora soktu. Ta ki 1922 senesine kadar… Bu sene ithal film ülkeye getirtildi ve bu filmlerin gösteriminden kazanılan para ile yerli film çalışmaları yapıldı. Ayrıca devlet bu sene içinde dağılmış bir vaziyette olan sinema kurullarını Goskino adını verdiği bir örgüt içerisinde yeniden düzenledi. 1925 senesinden itibaren bu örgüt Sovkino adını almış, devlet tekeli haline gelerek yapım, dağıtım ve kiralama işini yurtiçi ve dışında yürüten tek yetkili olmuştur. Sovkino zamanla yapım işine de el atıp sessiz sinema dönem filmlerine altyapı konusunda büyük destekler sağlamıştır. Ayrıca Sovkino sistemi, kurulduğu ilk yıllarda oldukça para kaybetmesine rağmen önemli bir değişikliğe uğramadan on yılın sonuna kadar varlığını sürdürmüştür. Filmler içerik olarak Eğitim Komiserlikleri tarafından belirlenmiş ve ideolojik açıdan yönlendirilmiştir.

 

‘’ Sovyetler için sanat, salt bir sözcük olmaktan çok sosyalizm için verilen mücadelede ve sınıf çatışmasının ön saflarında kullanılan araçlardan biri olarak görülmüştür. ’’

 

Devrim’in ilk yıllarında, sinemada geleneksel kurallar geçerliliğini korumuş, içerik açısından ateşli bir nitelik taşısalar bile Sovyet filmleri, önceki yılların normlarına uygun olarak yapılmıştır. Ancak, sanat açısından Parti’de iki zıt görüş belirmiştir. Bir yanda yenilikçi akımları destekleyenler, öte yanda ise aksini savunanlar olmuş ve bu durum 1924’e dek sürmüştür. Ama aynı yıl devlet sanatsal stillere karışmama kararı almış ve bu karar 1925’de Politbüro tarafından politika olarak benimsenmiştir.

 

Politbüro: Açılımı Politik Büro olan bu kurul, SSCB tarihinde komünist partinin, politikaları belirleyen en üst karar organıydı.

 

SOVYET PROPAGANDA SİNEMASI

Lev Kuleşov (1899-1970)

 

Bir öğreti, düşünce veya inancı başkalarına tanıtmak, benimsetmek ve yaymak amacıyla söz, yazı gibi yollarla gerçekleştirilen çalışmalara propaganda denir. Sözlük anlamıyla böyle ifade edilen propagandanın birçok aracı vardır. Bunlardan biri de sinemadır. Propaganda sinemada, görüntünün kullanılması dolayısıyla diğer araçlara göre daha etkilidir

Sanatsal kaygı taşımadan yapılan bu sinema, genellikle siyasal olayları anlatan, bir düşünceyi, ideolojiyi seyirciye aktarmak ve dayatmak içindir.          Bu durumun, sinemanın bütün sanatları içinde barındırdığını düşünürsek sinemanın varoluş amacına uygun bir durum olmadığını görürüz. Atilla Dorsay bu durum hakkında şöyle bir yorumda bulunmuş: ‘’ Propaganda sineması, bir kez, bir tek olayda işe yarayacak olan bir sinemadır. Onu en az ilgilendiren şey sinemadır. Yaratıcının kimliği önem taşımaz…’’

Sinemaya propagandanın girişi özellikle 20. yüzyılın başlarında devletlerin yaptığı rejim değişikliği sonucu yeni devletlerin, yeni ideolojilerini kamuoyuna anlatmak ve yaymak için kullanmasıyla başlar. Ayrıca sinema her ne kadar halka siyasi konular hakkında bilgi vermek amacıyla kullanılmışsa da halkı siyasetten uzak tutmak için de kullanılmıştır. Yani halkı sinemayla meşgul ederek,  yöneticilerin kendi siyasi başarısızlıklarını gizlemek, siyasete ilgisiz bireyleri ortaya çıkarmak gibi durumlar sinema sayesinde sağlanabilmiştir.

 

” Siyaset insanın, insan özgürlüğünün varlığıdır. Oysa propaganda sineması insan korkusunu, insan özgürlüğü korkusunu içerir. Totaliter yönetimlerin saklanmış zayıflığını ortaya koyar. İdeolojinin güçsüzlüğünün itirafıdır bu. Propaganda sinemasının Nazi Almanya’sında, işgal Fransa’sında ve Stalin dönemi Rusya’sında görülmesi hiç de şaşırtıcı değildir.‘’

 

Sovyet yönetimi de, sinemayı propaganda aracı olarak kullanan devletler arasındadır.  Devrimden sonra 1919’da sinema devlet kontrolüne alınarak sinemada da devrim yapılmış, sosyalist düşüncenin halk arasında yayılması ve kavranması amacıyla birçok propaganda filmi yapılmış, ısmarlama filmler çektirilmiştir. Sovyet Rusya’da yapılan propagandanın dışarda ve içerde olmak üzere iki yönlü iki ana işlevi vardı: Dışarıya yönelik kapitalizm ile mücadele etme ve devrimi yayma amacı güdülürken içte ise okur yazar oranı oldukça düşük olan halka devrimi tanıtma ve iktidarı koruma amacı güdülüyordu.

Sovyetler Birliği’nde sinema ile propaganda her zaman birbirlerine yakın bir pozisyondaydılar.  Lenin ve takipçileri sinemanın propaganda konusundaki potansiyelini biliyorlardı ve ilerleyen zamanlarda propaganda filmleri yapmak konusunda zorluk yaşamadılar. Sinemanın Sovyetlerdeki önemini üç ana maddeyle açıklayabiliriz: Modern bir teknoloji ürünü olduğu için devrime yakışır bulunması, oldukça büyük yüzölçümüne sahip olan ülke sınırlarında her yere taşınabilir, çoğaltılabilir ve dinamik bir araç olduğu, dil sorununu ortadan kaldırarak herkese hitap edebildiği için önemlidir.

Basın yollu propaganda, Rus halkının okuryazar oranının düşük olmasından ve sadece belli bir kısmına ulaştığından sınırlı etkideydi. Buna karşın, dini ikonların hayatlarında önemli bir yeri olan Rus toplumunun görselliğe olan duyarlılığı nedeniyle, önce posterlerle başlamak üzere görsel malzemeler propaganda da kullanılmaya başlandı. Daha sonra sinema devreye girdi ve propaganda filmleri çekilmeye başlandı.

 

‘’Tarih karşısındaki görevimiz mümkün olan her şeyi filme kaydetmek ve gelecek kuşaklar için saklamak; halka karşı görevimiz de şu an olan biten her şeyi onlara göstermektir.’’

         Moskova Sinema Komitesi Başkanı

 

Sovyet Propaganda Sineması: Animasyon

Sovyet Oyuncakları- 1924/ Dziga Vertov Son sahnesi

Devrimden sonra çekilen ilk Sovyet animasyon filmi Dziga Vertov tarafından çekilen 1924 tarihli Sovyet Oyuncakları filmidir. Bu film propaganda amaçlı çekilmiştir ve propaganda amacıyla çekilecek animasyon filmlerinin de ilkidir. 1936’da Walt Disney’e rakip olarak kurulan Avrupa’nın en büyük stüdyosu Soyuzdetmultfilm kurulmuştur. Kısa zamanda Sovyet animasyonunun gelişimine önemli katkılarda bulunan sanatçılar yetiştiren kurum, daha çok propaganda ve öğretici nitelikte animasyonlar hazırlamış ve 1937 de Soyuzmultfilm olarak yeniden adlandırılmıştır.

 

 

 

 

AJİTASTON (AGİT-PROP) TRENLERİ:

Ajitasyon trenleri, 1918 senesinde ilk seferlerine çıkarak propaganda hayatlarına başlamıştır. Sovyetlerin en ilginç uygulamalarından biri olarak bahsedilen bu trenlerin ilki Doğu cephesine gönderilmiş, diğerleri ise ülkenin en ücra köşeleri de dahil olmak üzere ülke çapında dolaşmıştır. Bu tren seferlerinin amacı bir yandan ülkenin çeşitli yerleri görüntülenip ajitasyon amacı güdülürken, diğer yandan halka film gösterimi yapılarak eğlenceye de yer vermektir. Oldukça donanımlı olan bu trenlerin özelliklerinden bazıları şöyledir:

– Ajitasyon trenleri 16-18 araba uzunluğundaydı. Parlak renklerle boyanmış trenler, bayraklar, sloganlar ve siyasi yazılar ile süslenmişti.

– Siyasi odaklı filmlerin gösterilebileceği özel bir film odasına sahip olmalarıdır. Bu, pek çok köylünün izleyeceği ilk film olacağı için basit bir mesaj yeni devrimci hükümetin desteklenmesi için çekici ve etkili olabilirdi.

– Trenler ayrıca fotoğrafların geliştirilmesi ve hareketli resimlerin oynatılması tasarlanmış taşınabilir bir karanlık oda içermektedir.

-Bu seferlerde çekilen binlerce metre film, Moskova’ya ulaşmış ve Vertov tarafından kurgulanmıştır.

 

SOVYET PROPAGANDA FİLM ÖRNEKLERİ:  

  • EKİM-1928/ SERGEY AYZENŞTAYN
  • GREV-  SERGEY AYZENŞTAYN/1925
  • KAMERALI ADAM- DZİGA VERTOV/1929
  • POTEMKİN ZIRHLISI-SERGEY AYZENŞTAYN/1925

 

 

STALİN DÖNEMİ SOVYET SİNEMASI:

Dziga Vertov(1896-1954)

1920lerin sonunda dünya çapında büyük bir üne sahip olmasına rağmen Sovyet sineması, altın çağ denilen bu dönemini çok kısa yaşamıştır. Ani gelen duraklama kalıcı olmuş ve Sovyet sineması dünyanın gerisinde kalmıştır. Bu durumun baş nedeni sinemaya sesin girmesiyle çağının gerisinde kalan ünlü ‘’Rus Montajı’’nın önemini yitirmesidir. Bir başka neden ise 1930’lu yıllarda ülkede yaşanan siyasal gelişmelerdir. 30lu yıllarda Stalin’in yönetimde baskıcı politika gütmesi birçok alanı etkilediği gibi sinemanın yeniliğe doğru ilerlemesi hususunda sinemayı da olumsuz etkilemiştir.  Kurulu düzene zarar vereceği düşünülen yenilikçi ve farklı düşüncelere engel olmak için bütün sanat dallarına ‘’Sosyalist Gerçeklik’’ diye adlandırılan ilkeler uygulanmıştır.

 

Sinemada zaman geçtikçe ağırlığını daha da hissettiren dönemin yönetimi, film sektöründe yapılan filmlerin sayısının azalmasına neden olmuştur. Yirmilerin sonunda başlayan bu durum zamanla etkisini daha da arttırarak devam etmiştir. Basta Rus Proleter Yazarlar Birliği olmak üzere militan kültürel örgütlenmeler, komünist veya proleter olmayan sanatçıların eserlerinin sindirilmesi çağrısında bulunmuşlardır. Merkez Komite bu çağrıya uyup 1932 senesinde bu ve buna benzer sanat birliklerini bir çatı altında toplayarak onları engellemiştir. Ve iki yıl sonra da, kitlelerin daha kolay anlayabileceği, Sovyet gelişimini destekleyen eserlerin yapılması doğrultusunda uzun vadeli bir sanat politikası yürütmüştür. İşte bu politikanın bir sonucu olarak da 1934 senesinde ‘’Sosyalist Gerçekliği’’  Sovyetler Birliği’nin resmi sanatsal uygulaması olarak ilan etmiştir.

 

‘’Sosyalist Gerçekçilik, yasamayı bir eylem, bir yaratış olarak onaylar. Bu eylem ve yaratısın amacı, doğasal güçler önünde insanın utkusu için, sağlık ve uzun bir yasam için, var olmanın büyük mutluluğu için, en değerli bireysel yeteneklerinin kesintisiz gelişimidir.’’

Maksim Gorki

 

Bu baskıcı uygulamalardan sonra ilk dönemdeki yaratıcı özgürlük sesli film dönem devam etmez. Böylece Vertov, Ayzenştayn gibi yönetmenler sinemaya küsmüş, film yapmak için çabalasalar dahi sonuç elde edememişlerdir. Ayrıca bu ve bu durumda olan sanatçılar, partinin sanat akımlarına karşı çıkmayacağı kararı alması sonucunda ellerindeki etkili bir araç olan sinemanın kullanım yollarını araştırma, bulma ve geliştirme olanağına kavuşmuşlar, yine parti kararıyla karşı devrimci ilan edilmeleriyle de bu olanağı kaybetmişlerdir.

 

Ayrıca Stalin Döneminde 1929 senesinde tüm sinema kuruluşlarını, film bütçelerinin %30’unu belgesellere ayırmakla yükümlü kılan bir yasa çıkartılmış, Stalin rejiminin 1930’da yürürlüğe girecek ilk beş yıllık planının propagandası için bu yasadan yararlanılarak birçok film yapılmıştır. Eğitim Komiserliğine bağlı olan Sovkino’nun yerine 1930 yılında Ulusal Ekonomi Yüksek Konseyi tarafından denetlenen Soyuzkino kurularak süreç tamamlanmış ve kurumun başına sinemayla alakası olmayan bir yönetici getirilmiştir.

I. DÜNYA SAVAŞI SOVYET SİNEMASI:

Sovyet sineması Alman işgalinden çok olumsuz etkilenmiştir. G. Sadoul’un verdiği rakamlara göre, ” 1940’ta SSCB’de kır kesiminde dolaşan (bu kesimdeki yerleşik ve gezici gösteri yerlerinin sayısı toplam 18.000 dolayındaydı) gezgin sinemalar da dahil olmak üzere 28.000 sinema salonu vardı. 1939’da 900 milyon seyirci sinemaya gitmişti ve bu sayı, aynı yıl Almanya, Fransa ve İtalya’da satılan toplam sinema bileti sayısından fazlaydı. Savaş 12.000 sinema salonunun yıkılmasına yol açtı ki, bu Sovyet-işletmelerinin yaklaşık % 40’ını oluşturmaktaydı.” Aynı şekilde çevrilen uzun metrajlı film sayısı da hızla düştü ve 194l’de 41’den 1945’te 20 dolayına indi. (Bu sayı izleyen yıllarda yavaş yavaş artacak, fakat sinemayı çok olumsuz etkileyen Stalinist kültür politikasının sonucu olarak 1950’de aniden 14’e,

1951 ‘de 8’e düşecektir.)

 

1941 senesinden itibaren Sovyet Rus sineması ulusal birliği sağlamak amacıyla büyük bir uğraşı içine girer. Ve bu dönemde (1941-1945) birçok iyi sinemacı gün yüzüne çıkar:

 

Piriyev (Moskova Buluşması, Partizanlar, Zaferden Sonra Saat Altıda)

Gerassimov (Kıyafet Balosu, Büyük Ülke)

Donskoy (Ve Çeliğe Su Verildi, Çüçorlar, Gökkuşağı)

Yassiliyev (Çaritsin Savunması, Cephe)

Yutkeviç (Aslan Asker Şvayk’ın Yeni Maceralan)

Protazanov Buharalı Nasreddin(1943)

Rayzman (Maçerka, Moskova Göğü, Berlin’in Alınışı-1945)

Kalatozov (Valeri  Çakalov, Yenilmezler)

Varmalov – Moskova Önünde Alman Yenilgisi(1942)

Gikov ve Stepanova– Orel Savaşı(1943)

Ayzenştayn– Korkunç İvan(1943-1945), Aleksandr Nevski(1938)

Ermler– Yaşamsal Dönemeç(1945)

Petrov– I. Petro

‘’ Göreceksiniz, klik-klak yaparak dönen bu küçük makine hayatımızda devrim yaratacak. ’’

                   Tolstoy-1908 

 

 

 

 

KAYNAKÇA

  • ALAGÖZ, Çağrı; Sovyetlerde Propaganda Aracı Olarak Sinema; Kocaeli, 2012
  • ALİYEV, Rovshan; Sovyet Dönemi ve Bağımsızlık Sonrası Azerbaycan Sineması: İdeolojik Bir Bakış; Ankara, 2007
  • BETTON, Gerard; Sinema Tarihi; İletişim Yayınları
  • Doç. Dr. İNCEOĞLU, Çağrı; Sovyet Propaganda Animasyonlarında Batı ve Batılı İmgesi; 2013
  • AKBULUT, Durmuş; Sinemanın İlkleri Avrupa Sineması; Etik Yayınları; 2012
  • Doç. DEMİRBİLEK,(İDRİSOĞLU), Alev; Dünya Sinema Tarihi;1994

 

Daha Fazla İçerik
Bir Yaşam Mücadelesi: Göçmen Kızı