ORHAN VELİ

Vefatının 70. Yılında Büyük Şaire Saygıyla: Bir Orhan Veli Portresi

Türk edebiyatının unutulmaz isimlerinden, Garip akımının kurucusu, şair ve yazar Orhan Veli Kanık vefatının 70. yılında anılıyor. Kısacık hayatına sığdırdığı büyük yenilikler, dostlukları, aşkları, anıları ve elbette şiirleriyle Orhan Veli’yi anmak istedik. Kim bilir hala kendisi boyamaktadır belki de her sabah baktığımız gökyüzünün sonsuz maviliğini….

DALGACI MAHMUT

İşim gücüm budur benim,
Gökyüzünü boyarım her sabah,
Hepiniz uykudayken.
Uyanır bakarsınız ki mavi.

Deniz yırtılır kimi zaman,
Bilmezsiniz kim diker;
Ben dikerim.

Dalga geçerim kimi zaman da,
O da benim vazifem;
Bir baş düşünürüm başımda,
Bir mide düşünürüm midemde,
Bir ayak düşünürüm ayağımda,
Ne haltedeceğimi bilemem.

Mehmet Veli Bey ve Fatma Nigar Hanım’ın ikinci oğludur Orhan. Beykoz Yalıköy’de İshak Ağa Yokuşunda 9 numaralı konakta 14 Nisan 1914 tarihinde dünyaya gelir. Üç kardeşin ortancası. Babası Mızıka-i Humayun’da görevli.

Çocukluğu İstanbul’da geçer.  Galatasaray lisesine yatılı olarak başlayan Orhan Veli futbola da meraklıdır. İlkokul öğretmeni Sedat Bey’in cesaretlendirmesiyle yazmaya ve kütüphanede zaman geçirmeye başlar. Daha sonra Ankara Lisesi olarak bilinen Taş Mektep’te yatılı okur. Buradaki öğretmen çevresi onun edebiyat hayatını da şekillendirecektir.

Düşünün ki öğretmenlerinden biri Ahmet Hamdi Tanpınar. Bu öğretmen- öğrenci ilişkisi Orhan velinin ölümüne kadar dostluk olarak devam etmiştir. Önceleri düzyazılar yazıyordu Orhan Veli. Sonrasında yeteneği onu şiire yöneltir ve en yakın arkadaşlarından olacak olan Oktay Rıfat’la da yine lisede tanışır. 1931 yılında aralarına Melih Cevdet Anday Katılır. Bu üçlü dostluk yaklaşık 20 yıl sürecek edebiyatta derin etki bırakan Garip akımının da kurucusu olacaklardır.

Bekliyorum

Öyle bir havada gel ki,

vazgeçmek mümkün olmasın!

Orhan Veli-Bekliyorum Şiiri

1933-36 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümündedir. Sabahattin Eyuboğlu’nun hocalık yaptığı fakültede birbirinden değerli isimlerle arkadaşlık kurar. Bunlardan bazıları: Mina urgan, Azra Erhat, Güzin Dino, Erol Güney.

Orhan Veli’nin Atatürk İle Anısı

23 Temmuz 1933 tarihi. Cumhuriyet Gazetesinin beşinci sayfasında “Büyük Şeften İntibalar” başlığı ile yayınlanan yazıda Mustafa Kemal Atatürk’ün Ankara Erkek Lisesini ziyareti, bu ziyareti sırasında imtihan ettiği öğrencilerden biri de Orhan Velidir. Orhan Veli bahsi geçen gazete haberinde o anı şöyle anlatır:

Aradan saatler günler geçti. Bu satırları yazarken hala damarlarımda o saatlerin ateşi, kaynayışı ve ürpermesini duyuyorum. Bir talebeyi en çok korkutan imtihan bile Gazinin karşısında zevkli bir hadise oluyor. Yalnız tarihi değil bütün bildiklerimi, öğrendiklerimi onun karşısında anlatsaydım, saatlerce o sorsaydı ben cevap verseydim. Gazinin karşısında imtihan vermek şerefini, bahtiyarlığını ömrüm oldukça saklayacağım.

Mezuniyetinin ardından Ptt umum müdürlüğünde Telgraf işleri Reisliği, Milletler arası Nizamlar Bürosunda çalışmaya başlar. Fakat memurluk onun hassas ruhuna göre değildir. Ve o meşhur şiir ile belgelenir memurluktan ayrılışı:

GÜZEL HAVALAR

Beni bu güzel havalar mahvetti,

Böyle havada istifa ettim

Evkaftaki memuriyetimden.

Tütüne böyle havada alıştım,

Böyle havada aşık oldum;

Eve ekmekle tuz götürmeyi

Böyle havalarda unuttum;

Şiir yazma hastalığım

Hep böyle havalarda nüksetti;

Beni bu güzel havalar mahvetti.

Orhan Veli

1936 kasım itibariyle Melih Cevdet, Orhan Veli ve Oktay Rıfat’ın şiirleri Varlık dergisinde yayınlanmaya başlar. Fakat pek mutlu değillerdir. Bir yenilik arayışı kafalarında sürüp gitmektedir. Dönemin popüler şiir yapısı onları tatmin etmez. Bu yenilik arayışı “Garip akımı” olarak şekillenir. O güne dek yapılmamış yeni bir harekettir bu. Üç genç şair gelebilecek tüm tepkilere rağmen kafiyeye karşı, sadelikten yana, toplumsal meseleleri dert edinen, benzersiz bir dili savunmuşlardır.  Ve adı 1941 yılında yayınlanan “Garip” kitabı ile adı da konmuş olur.

Garip kitabının ikinci baskısı Agop Arad’ın çizimi

Edebiyat dünyasının unutulmaz yeniliğinin mimarı üç arkadaş. Melih Cevdet Anday, Orhan Veli, Oktay Rıfat arkadaşları Şinasi Baray ile çektirdikleri bu güzel fotoğraf üzerine Melih Cevdet Anday’ın kaleme aldığı “Fotoğraf” şiiri:

Dört kişi parkta çektirmişiz,
Ben, Orhan, Oktay, bir de Şinasi…
Anlaşılan sonbahar
Kimimiz paltolu, kimimiz ceketli
Yapraksız arkamızdaki ağaçlar…
Babası daha ölmemiş Oktay’ın,
Ben bıyıksızım,
Orhan, Süleyman efendiyi tanımamış.

Ama ben hiç böyle mahzun olmadım;
Ölümü hatırlatan ne var bu resimde?
Oysa hayattayız hepimiz.

Melih Cevdet Anday

Sonrasında askerlik yılları. Bu dönemde Orhan Veli bir roman yazmayı planlamış, hatta kendi eliyle kapak tasarımını yapıp, birkaç satırlık taslak da oluşturmuştu. “Dünyalarının Dışında” Bu roman hiç yazılmadı ve haliyle basılmadı. Sadece “Giderayak” şiirinin son dizesinde hayalindeki romanının ismine atıf bulunmaktadır.

Handan, hamamdan geçtik

Gün ışığındaki hissemize razıydık

Saadetinden geçtik

Ümidine razıydık

Hiçbirini bulamadık

Kendimize hüzünler icadettik

Avunamadık

Yoksa biz…

Biz bu dünyadan değil miydik?

Orhan Veli benzersiz kişiliği ile gerçekten de bu tabirle sanki bu dünyadan biri değil gibidir. 1949 yılında Orhan Veli Kanık önderliğinde YAPRAK dergisi kurulur. Her ayın biriyle on beşi arasında yayınlanan bir fikir, sanat gazetesi olarak tanımlanır. Sabahattin Eyuboğlu, Erol Güney, Metin Eloğlu, Necati Cumalı, Sait Faik Abasıyanık, Abidin Dino gibi birbirinden değerli isimleri bir araya getirdi. Yaprak Orhan Veli’nin hayatının en önemli odak noktasıydı. Bu gençlerin yarattığı hareket Türk Edebiyat dünyasında bir çığır açmış ve bugüne ulaşan bir devinimin başlangıcı olmuştu. Yaprak bu hareketin en güzel bayrağıydı.

Şiir dünyasındaki bu hareketlilik büyük Şair Nazım Hikmet’in de gözünden kaçmayacaktı elbette. Hatta Orhan Veli’nin Yenisi isimli şiir kitabının kapağında yer alan Bedri Rahmi Eyüboğlu imzalı resimden çok etkilenmiş bunun için bir şiir de kaleme almıştır.

Orhan Veli, Melih Cevdet Anday ve Oktay Rıfat üçlüsü de Nazım Hikmet Bursa cezaevinde iken serbest bırakılması için başlatılan kampanyaya gönülden destek olmuşlar, dergilerinde sıklıkla bu konuda makaleler yayınlamışlardır. Yaprak dergisinin 24. Sayısında Nazım Hikmeti’ in “Köylü” şiirine ilk sayfada yer verilmiştir. Başka bir sayıda ise Cahit Sıtkı Tarancı’nın Nazım Hikmet için kaleme aldığı “Bir Şey” şiiri yayınlanmıştır.

Orhan Veli gibi duygulu bir şairin toplumcu şiirlerinin yanında aşk ve kadın üzerine dizeleri de elbette konuşulmaya değer.

SERE SERPE

Uzanıp yatıvermiş, sere serpe;
Entarisi sıyrılmış, hafiften;
Kolunu kaldırmış, koltuğu görünüyor;
Bir eliyle de göğsünü tutmuş.
İçinde kötülüğü yok, biliyorum;
Yok, benim de yok ama…
Olmaz ki!
Böyle de yatılmaz ki!

Orhan Veli Kanık

DEDİKODU

Kim söylemiş beni
Süheyla’ya vurulmuşum diye?
Kim görmüş, ama kim,
Eleni’yi öptüğümü,
Yüksek kaldırımda, güpe gündüz?
Melahat’i almışım da sonra
Alemdara gitmişim, öyle mi?
Onu sonra anlatırım, fakat
Kimin bacağını sıkmışım tramvayda?
Güya bir de Galataya dadanmışız;
Kafaları çekip çekip
Orada alıyormuşuz soluğu;
Geç bunları, anam babam, geç;
Geç bunları bir kalem;
Bilirim ben yaptığımı.
Ya o, Mualla’yı sandala atıp,
Ruhumda hicranını söyletme hikayesi?

Çoğunlukla yüzümüzde hafif bir gülümseme bırakan bu muzip şiirlerin yanı sıra Orhan Veli ve Nahit hanım mevzusu da edebiyat dünyasının ilgi çeken hikayelerindendir. Dönemin önemli edebiyat kadınlarından Nahit Gelenbevi bir çok yazar ve şairin gönlünde yer edinmiş, Samet Ağaoğlu’nun deyimiyle “Rönesans gibi kadın” dır. Orhan Veli’nin edebiyat öğretmenliğini yapmış olan Nahit Hanım kendisinden beş yaş büyük olmasına karşın Orhan Veli için bir esin kaynağı, bir gönül arkadaşıdır. Nahit Hanıma yazdığı mektuplar Yapı Kredi Yayınları tarafından “Yalnız Seni Arıyorum: Nahit Hanım’a Mektuplar” ismiyle yayınlanmıştır. Orhan Veli’yi farklı bir açıdan tanımak isteyenler mutlaka bu eseri de okumalıdır.

36 yıllık kısacık ömrüne beş şiir bir hikaye kitabı on dört çeviri eser, tiyatro oyunları, sayısız düz yazı, yüzlerce anı bıraktı. Ölümü bugün dahi tartışılsa da gerçek olan tek şey Türk edebiyatının devrim yaratan büyük şairini çok erken yaşta kaybedişimiz ve onun yazacağı daha pek çok eserinden mahrum kalmış olmamızdır. Sunay Akın’ın Garip şiiri Orhan Veli’yi anmanın en hoş ve en ironik şekli olabilir.

Şiirden kovduğu uyağın
dönüp dolaşıp
sonunda mezar taşına
konması ne
garip:

Orhan Veli
1914 – 1950

Sunay Akın

Orhan Veli Kanık’ı bizlere bıraktığı bunca güzel şiir, anılar ve yarattığı değişim için gönülden minnet duygusuyla hatırlıyor ve rahmetle anıyoruz.

Orhan Veli’nin vefatı üzerine yazılmış en güzel şiirlerden biri bile son verelim biz de yazımıza. Halim Şefik Güzelson’un şairin ölümünden sonra kaleme aldığı “Otopsi”

– Orhan Veli’ye ağıt-

Morgta açılınca kafatası
Doktor beyler beyin gördüler
İndirince tenkafesine neşteri
Doktor beyler yürek gördüler
Yürekte ne gördüler dersiniz
Yürekte memleket gördüler
Dünya gördüler
Bir de dost gördüler
Ama bu işte doktor beyler
Doğrusu geç kaldılar
Çok geç kaldılar

Daha fazla içerik için sitemizin değerli yazarlarından aşağıdaki yazılarını okuyabilirsiniz.

Bu yazıda yer alan biyografik bilgiler ve anıları derlemede kaynak olarak Haluk Oral’ın “Bir Roman Kahramanı Orhan Veli” eserinden yararlanılmıştır.

0


E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha Fazla İçerik
Sömürü Düzeninin Çarkında Ezilenler; Türkiye’de Çocuk İşçiler