21. Yüzyıl Bireyinin Hastalığı: Anksiyete

Netflix’in belgesel serisi Explained’in yakın zamanda yayınlanan The Mind  konsepti, zihnimizin algılayış şekilleri üzerine şaşırtıcı ve eğlenceli bir anlatım oluşturuyor. Emma Stone tarafından seslendirilen bu mini belgesel serisi, her bölümünde hafıza, rüyalar ya da anksiyete gibi farklı konular üzerine yoğunlaşıyor. Yazımızda bahsedeceğimiz bölüm ise, çağımızın en yaygın ruhsal hastalığı sayılabilecek anksiyete hastalığı üzerine.

Belgeselde verilen bilgilere göre, günümüzde insanların %30’u anksiyete yüzünden ciddi engeller içeren yaşamlar sürüyor. Vücudun anksiyete anında geçirdiği değişimleri, Afrika domuzu analojisiyle anlatan belgesel, domuzun hayati tehlikesinin bulunduğu andaki tepkileriyle, insanın anksiyete krizi geçirdiği zamanki tepkilerinin benzerliğine dikkat çekiyor. Bir aslan gören domuz, kaçma içgüdüsü geliştirdiği için, amigdalası yani beyninin duygusal merkezi devreye girer. Bedeninde adrenalin salgılanır, kalp atışı hızlanır, nefesleri sıklaşır, kan damarları genişler, kasları gerilir ve sindirim sistemi durur. İnsanda da bir kriz anında aynı kaçma güdüsü gelişir ve insan bir domuzla aynı süreçleri deneyimler. Aşırı anksiyete sahibi insanlarda bu süreçleri devreye sokan amigdala da fazla hassasdır.

Sosyal anksiyete tespiti için yapılan bir deneyde insanlara, mutludan kızgına doğru giden bir skalada fotoğraflar gösterilmiş ve sosyal anksiyete sahibi insanlar, belirsiz surat ifadelerinin bile kızgın olduklarını söylemeye yatkın bulunmuştur. Bu insanlarda, beynin mantıksal yargı bölümünün amigdalayı düzenleyemediği görülmüştür.

Anksiyetenin içerdiği korkulara göre dörde ayrıldığı bilinmekte. Katastrofik korkulardan kaynaklanan anksiyete, sevdiklerinden ayrı kalma korkusu ya da fobileri içerir. Bir diğer korku çeşidi değer biçilme korkusu olan hastalığın hastaları, belirli durumlarda konuşma becerisini yitiriyor. Üçüncü çeşit olarak kontrolü kaybetme korkusu olan hastaların ise, sık sık panik atak geçirdikleri biliniyor. Hastalığın dördüncü ve son türünün ise, belirsizlik korkusunu içerdiği tespit edilmiştir.

İstatistiklere göre anksiyete, kadınlarda erkeklere oranla iki kat fazla görülüyor. Sosyal medya ve tv karşısında geçirilen zaman arttıkça da hastalığın görülme oranı artıyor. Çoğu insan bu ruhsal hastalığın kendiliğinden geçmesini bekliyor ya da alkol tüketerek geçiştirmeye çalışıyor fakat araştırmalara göre, bu tür yönelimler hastalığı daha kötü etkiliyor. Anksiyetenin en etkili tedavisi ise, ilaç ve terapinin bir arada yürütüldüğü tedavi şekli olarak gözlemlenmiştir.

Daha Fazla İçerik
”Issızlığın Ortasında” Zalimin Soysuz Ateşi