Albert Camus’nün Veba Adlı Eserinden Bazı Önemli Alıntılar

Varoluşçu felsefenin en önemli temsilcilerinden olan Albert Camus, Veba adlı eserinde insanın yaşam içerisinde maruz kaldığı sıkışmışlığı, özgürlüğe uzanmaktaki zorlanışını, yaşamın tecrit altında bulunmaya benzer oluşunu ustalıkla işlemiştir. Eserin aynı zamanda İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazilerin, insanlığı büyük bir umutsuzluğa sevk ettiği yayılmalarına da göndermede bulunduğu görüşü de mevcuttur. Bu görüşe göre, veba ve onun hızla yayılışı, Nazilerin yayılışını temsil eder. Şunu söylemek mümkündür ki Camus; hem insanın yaşam hapishanesindeki halini, hem de yaşadığı yıllarda Avrupa’yı ele geçiren tarihin en büyük kötülük örneğini, veba metaforu ile ustalıkla anlatabilecek kadar büyük bir yazardır. Nitekim bunu başarmıştır da. Hem felsefi, hem de toplumsal açıdan böylesine önemli bir konuma sahip olan bu eserden, ufuk açabilecek bazı önemli alıntıları derledik. Elbette, eserin tamamını okumanızı şiddetle tavsiye ediyoruz!


“Hayır peder,” dedi. “Sevgi deyince başka bir şey anlıyorum ben. Ve ölünceye kadar çocukların işkenceden geçtiği şu yaradılışı reddedeceğim.”


Sonuçta rastlantıyla oyun oynuyorlardı, ama rastlantı kimseye ait değildi.


Doğru ya da yanlış, bu fikir Cottard’ın keyfini yerine getiriyor. İstemediği tek şey başkalarından ayrı olmak. Tek başına tutsak olmaktansa herkesle birlikte kuşatma altında olmayı yeğliyor.


Yalnızca, zaman zaman hastalık etkisini sertleştiriyor ve bir tür körlemesine atlayışla iyileşeceği umulan üç-dört hastayı alıveriyordu. Onlar, umudun tam orta yerinde ölenler, vebanın talihsizleriydi.


Kimsenin yüreğinde çok eski ve neşesiz bir
umuttan başka bir şeye yer yoktu, insanların ölümü seçmesine engel olan ve yaşamak için duydukları basit bir saplantıdan başka bir şey olmayan şu umut vardı yalnızca yüreklerde.


Bu dünya için hiçbir değerim olmadığını ve öldürmeyi reddettiğim andan başlayarak kendimi belirli bir sürgüne mahkûm ettiğimi biliyorum. Tarihi başkaları yapacak. Başkalarını yargılayamayacağımı da biliyorum kesinlikle. Sağduyulu bir katil olmak için gereken bir özellik eksik bende. Bu da bir üstünlük değil. Ama şimdi, gerçekte olduğum kişi olmaya razı geliyorum, alçakgönüllülüğü öğrendim. Yeryüzünde felaketler ve kurbanlar olduğunu ve elden geldiğince felaketin yanında yer almamak gerektiğini söylüyorum yalnızca. Belki size basit gelecektir bu ve ben basit olup olmadığını da bilmiyorum, ama gerçek olduğunu biliyorum. Başımı döndürecek ve başkalarını cinayete razı edecek denli baş döndürmüş öyle çok kanıt duydum ki, insanların tüm mutsuzluğunun açık konuşmamalarından kaynaklandığını anladım. O zaman, doğru yolda olmak için açık konuşmak ve açık davranmayı seçtim. Sonuçta, felaketlerin ve kurbanların olduğunu söylüyorum, başka da bir şey demiyorum. Eğer bunu söylerken kendim bir felakete dönüşüyorsam, en azından gönül rızamla değildir bu. Masum bir katil olmaya çalışıyorum. Görüyorsunuz ya, büyük bir hırs değil bu.

Not: Görseller konusunda; dr.com, Wannart twitter hesabı, DMY Felsefe gibi bazı sayfalardan faydalanılmıştır.

Daha Fazla İçerik
Aylak Adam – Yusuf Atılgan