Gökyüzünde Trafik Var!

Havaların soğumasının getirdiği telaş sadece biz insanları ilgilendirmiyor. Doğanın asıl sahipleri barınma, üreme ve besin bulma yolculuklarına çıktılar bile.

Her sene dünyamızda 50 milyar kuşun göç ettiği düşünülüyor. Göçmen kuşlar, göç için gerekli olan enerjiyi yolculuklarına çıkmadan hemen önce her şeyi yiyerek vücutlarında depoladıkları yağdan sağlıyorlar. Yağ onların yakıtı diyebiliriz. Hatta bazıları o kadar çok yiyor ki kendi ağırlıklarının iki katına ulaşıyorlar.

Yapılan hesaplamalarda, 8 gr yağa sahip olan bir bülbülün, 3000 km uçabilecek kadar yakıta sahip olduğu anlaşılmıştır. Bu yakıtla Büyük Sahra’ yı kolayca aşabilmektedir. 

Türkiye’de de bulunan leylekler; turnalar, pelikanlar diğer türlere göre iri oldukları için yağ depolayamazlar. Bu nedenle havanın onlara sağladığı imkanları kullanırlar. Termal adı verilen bu sistem aslında basit. Akıllı kanatlar, atmosferin alt rakımlarında yukarıya doğru yükselen hava sütunundan faydalanarak uçuşlarında kullandıkları enerjiyi tasarruf ederler. Doğayı bizim bildiğimizden çok daha iyi kullanıyorlar diyebiliriz. Deniz ve okyanus üzerlerinde termallerin oluşmaması onlara dezavantaj sağlasa da yolculuklarını kara üzerlerinde süzülerek tamamlarlar.

Hava aydınlıkken birbirleriyle iletişim kuran kuşlar, hava kararınca sesli olarak iletişime geçerler. Bu sayede birlikte kalırlar.

Kuzey yarımkürede üredikten sonra kış ayını geçirmek için güney yarımküreye uçarlar. Türkiye’ de yaşayan kırlangıçlar Nisan- Mayıs aylarında geri dönerler. Ekimin başlarında Güney Afrika’ya göç eden leylekler, ülkemizden Mart ayında geçerler.

Gustav Kramer, allometri (biyolojik bir karakterin oluşumunda bu karakterdeki büyümenin bir başka karakterdeki değişimle ilişkilendirilmesidir.) konusunda uzmanlık yapmış zoolog ve ornitologdur.

Yapılan bir deneyde, sonbaharda göç eden bir kuş yakalanıp kafese koyulur. Kafesin yönü ne olursa olsun kuşun güneye doğru durduğu gözlenir. Bu deney sayesinde kuşların yön bulmada güneşi bir pusula olarak kullandığı anlaşılmıştır.

Bir diğer deneyde ise Gramer, Ekim ayında yakaladığı sığırcık kuşlarını alt tarafı şeffaf olan bir kafese koymuştur. Kuşlar durumdan rahatsız olup yine güneye yönelmişlerdir. İlkbahar aylarında ise göç hazırlığı varmışcasına bu sefer tam aksi yöne yani kuzeye yönelmişlerdir. Bu durum kuşların yön yeteneklerinin ne denli fazla olduğunu ve güneşin yön bulmadaki yardımını kanıtlamıştır.

Ekim ayı gibi olmayan Ekim ayında gözleriniz göklerde, kalbiniz doğada olsun belki güzel bir sürüye denk gelirsiniz.

Daha Fazla İçerik
Cinayet Süsü: Bir Cinayet Büro Komedisi!