Katledilen Kadınlar İsyanımız Olmalıdır

Bu yazı, 3. sayfa haberi olarak ülke gündemine oturan derin üzüntüler ve kınamalarla hashtaglerin açıldığı, paylaşımların yapıldığı kadın cinayetlerine bir 5 dakika daha üzülmeniz ve konuyla ilgili öfkenizi belirtmek için 3 sosyal medya paylaşımı daha yapmanız için yazılmış bir yazı değildir. Bu yazı, “Dişi köpek kuyruk sallamazsa, erkek köpek yanaşmaz; kocanın vurduğu yerde gül biter; kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin” zihniyetine ve bu zihniyetin ürünü olan kadın bedeni üzerinden verilen fetvalara, açıklamalara artık daha fazla sessiz kalmamanız için yazılmış bir yazıdır.

Polis Akademisi Başkanlığınca hazırlanan “Dünya ve Türkiye’de Kadın Cinayetleri 2016-2017-2018 Verileri ve Analizler” raporu yayınlandı.
Polis Akademisi Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Çolak koordinesinde, Doç. Dr. Coşkun Taştan ve Araştırma Görevlisi Aslıhan Küçüker Yıldız tarafından hazırlanan 46 sayfadan oluşan raporda, dikkat çeken istatistikler yer aldı.

Rapora göre, Türkiye’de son 3 yılda 932 kadın cinayete kurban gitti. Cinayetler en çok İstanbul, Ankara ve İzmir’de işlenirken, faillerin ve maktullerin yüzde 46’sının ilkokul mezunu olduğu belirlendi.

932 kadın! 932 bir sayıdan çok daha fazlasıdır. İşte 932 ve çok daha fazlası şudur:

“Ben Emine Bulut, Kırıkkale’de 10 yaşındaki kızımla yemek yediğim bir lokantada eski eşim tarafından kızımın gözü önünde boğazımdan ve çeşitli yerlerimden bıçaklanarak öldürüldüm. Son 8 saniyede kızımın attığı son çığlık ‘Anne lütfen ölme’ benim ki de ‘Ölmek istemiyorum’ idi. Öldürüldüm.”

“Ben 3 çocuk annesi Tuba Erkol, 4 gün önce hakkında uzaklaştırma kararı aldırdığım eşim Bekir Erkol tarafından 20 yerimden bıçaklanarak öldürüldüm. İki oğlumu alıp kaçan Bekir Erkol, olay yerinde bıraktığı kızıma: ‘Yardım istemene gerek yok. Anneniz öldü’ dedi.

“Ben Emine Nuyan (35), eşim Özkan Nuyan (28) tarafından sokak ortasında tabancayla vurularak öldürüldüm. Ben, Ağrı Sığınma Evi’nde kalırken eşim, ‘Patnos’a gel boşanalım’ diyerek beni yanına gelmeye ikna etti.”

“Ben Münevver Karabulut. Cem Garipoğlu tarafından katledildim. 4 Mart 2009 gece yarısı İstanbul Etiler’de bir çöp konteynerinde cesedim bulundu. Başım gövdemden ayrılmış ve çöp konteynerine bir gitar kutusunda atılmıştı.”

“Ben Özgecan Aslan(19). Şubat 2015 de Tarsus ilçesindeki okulumdan evime dönmek üzere bindiğim minibüste vahşice katledildim. Cesedim 13 Şubat 2015 tarihinde Tarsus-Ankara karayolu Çamalan köyündeki Cin Deresi’nde yanmış halde bulundu. Evime dönmek için bindiğim minibüste tecavüze uğradım ve hunharca katledildim.”

“Ben Şule Çet. 29 Mayıs 2018’de Ankara’daki bir plazanın 20’inci katından şüpheli bir şekilde düşerek öldüm. Davamın üzeri failler tarafından intihar denilerek kapatılmak istendi.”

Kutsal olan çürümüş toplumsal değer yargıları değil, insan yaşamıdır.

Önlenmesi gereken boşanmalar değil, kadın cinayetleridir.

Kadın katliamları bir 3.sayfa haberi değil, bir cinayettir.

Israrla göz atılması önerilenler:

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu

Şiddetten Ölen Kadınlar İçin Dijital Ant

Daha Fazla İçerik
Yüz Kızartıcı Suç Olarak: Kitap Okumak!