Ölüm Elbisesi; Kumalık – Kirasê Mirinê; Hewîtî

   Ölüm Elbisesi; Kumalık

 Kirasê Mirinê; Hewîtî

Bu belgesel filmdeki kişi ve kurumlar hayatın bizzat kendisidir ve kesinlikle hayal ürünü değildir.

‘Bir erkeği kaç kadın tamamlar? Bir erkeğin tam olabilmesi için kaç kadının ölmesi gerekir? Bir kadın öldürmüş bir erkek, bir başka kadına nasıl yaşam verebilir? Öldürülmüş bir kadın bir hikaye anlatsa yazabilir misin?’    Mizgin Müjde Arsan

“Bu öyle bir şey ki onları mezara koyup üzerlerini örtmek gibi.”

Mizgin Müjde Arslan’ın hem yapımcılığını hem yönetmenliğini üstlendiği belgeselde; 16 yaşında amcasının oğluna kuma giden ve yıllar içinde aklını yitirip felç geçiren halası, Emine’nin hikayesinden yola çıkarak Mardin’de kumalığı ve kadınlar üzerindeki etkisini anlatıyor.

“Gelinlik yerine ölüm giyiyorum!”

“…kumalık, cehennemin bir elbisesidir”

Belgeselde Mardin’e kulak versek de sadece Güneydoğu’da değil, tüm Türkiye’de hatta İslam’da değil, tarih boyunca Hindulardan Budistlere, Çin’e birçok dün ve kültürde yaygın olan poligami yani çokeşlilik bu coğrafyada kumalık olarak ifade ediliyor.

Bu belgesel; belki sadece adını bir yerden duyduğunuz kumalığı ölüm elbisesi olarak giymiş kadınlara kulak vereceğiniz , gördüklerin ve duyduklarınızın gerçek olmaması için dua edeceğiniz ama gerçeğin bizzat kendisi olan bir belgesel.

Kumanın derdi parmağın acısı
Ey kuma kuma, bitmeyen dert
Anne beni götürün, bacım beni götürün
Üstüme örtün yorganları
Bana gelmesin kumanın dayağı

“Canım çekti bir tane daha aldım”, “İki karı birden iyidir, bir ölse diğeri hazır.” diyen zihniyetler karşısında “Büyüklerimiz nereye gideceksin, herkes kuma getiriyor, adet böyle dedi. Ben de adet sandım, nereden bileyim? Bilmiyordum.”dan fazlasını söylemesine izin verilmeyen sesleri, gülüşleri, ruhları, hayatları ellerinden alınan kadınları izleyeceksiniz. Bu ülkenin bir gerçeğiyle yüzleşecek ve yüzleşirken de rahatsızlık duyacaksınız. Belgeseli bitirdiğinde ise öncesinde kör, sağır, dilsiz olduğunuz bir gerçeği görmüş, duymuş, bu gerçeğe tanık olmuş biri olacaksınız.

Bu film Emine ve kumalığın ölümün elbisesini giydirdiği tüm kadınlara ithaf edilmiştir.

  1. Bu belgeseli ben de yakın zamanda izledim ve belgeselde sürekli duyduğumuz doğudaki kumalık problemi anlatılmıştı.Yaşadığımız şehir hayatı bize bu gerçeklere bakma imkanı sağlasa da görme imkanı sağlamıyor maalesef .Belgesel sizleri kendi dünyanızdan çıkarıp birkaç bin km uzaklıktaki topraklarda ,kadının ezilmesinin şekil değiştirmesine tanıklık ettiriyor.Herkesin izlemesi gerektiğini düşündüğüm ülkemize dair, kadınlarımızın çektiği acılara dair bir farkındalık belgeseli.Yazarımıza bu güzel yazı için teşekkür ediyorum.

    1. Ne demeli ki? Azla yetinemeyen insanoğlu. Aza tama etmeliyken fazlasını istetip duruyor. Kaçı bizle kalacak bu dünyada. Kaçı derken: Kaç sevgili kaç dost kaç eş. Sevdiğimiz, sahip olduğumuz kaç insan yanıbaşımızda. Birine bile gerçek sevgiyi ve saygıyı hissetiremezken birden fazlasına sahip olma arzusu ne büyük zıtlık. Kumalık; bu yüzyılda doğru kabul edilemeyecek bir gerçek. Ne güzel yazmış yazarımız kalemine sağlık.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha Fazla İçerik
Rise of Empires: Ottoman’dan ilk fragman!