MODERN SANAT NASIL OLUR?

Sanat, insanların yerkürede hayat bulduğu zamandan itibaren çeşitli şekillerde, fark yöntemler, amaçlar ve araçlarla ortaya çıkardığı eserlerin hayat bulması olarak nitelendirilebilir. En azından ben, sanatın tek başına bir anlamı olmadığı, zamana, mekana, kişiye ve bazı başka ölçütlere dayanılarak değerlendirilen bir ürün olduğunu düşünüyorum.

İlk çağlarda mağara resimlerinden, kil tabletlerden başlayan bu macera, zaman içerisinde çeşitli formlara büründü. Tuvallerde hayat buldu. Notalara döküldü. Dizelerde, paragraflarda nefes buldu. Peki ya geleceğin sanatı nasıl olacak? Geleceğin sanatçıları nasıl insanlar olacak? Robotlar, makineler bize sanatta neler katacak?

Ben bu yazımda uzun zamandır takip ettiğim, çeşitli ortamlarda dinleme ve kendisini tanıma fırsatı bulduğum sevgili Refik Anadol’a ve kendisinin makineler yardımıyla ortaya koyduğu saygı duyulası işlerine yer vereceğim.

Öncelikle kısaca kendisini tanıyalım: Refik Anadol 1985 İstanbul doğumlu. Yaratıcılık olayını düşünmeye başlaması ise lise yıllarına dayanıyor. Sonra Bilgi Üniversitesi’nde Görsel İletişim Tasarımı bölümünde hem lisans hem de yüksek lisans eğitimi aldım. Ama asıl büyük sıçramayı Los Angeles Kaliforniya Üniversitesi’nde ikinci yüksek lisansını yaptığı Design Media Arts Bölümü’nde ulaştı.

Sanatında ise mimariyi tuval, ışığı ve veriyi ise materyal olarak kullanıyor. Teknolojiyi ise sanatsal üretimlerinin merkezinde tutuyor.

En ilham verici işlerinden biri olan Walt Disney Concert Hall, WDCH Dreams çalışması. Çalışmanın linki de burada. https://www.youtube.com/watch?v=PuMVVsoiLPM

Frank Gehry’nin meşhur binası Walt Disney Konser Salonu, Los Angeles Filarmoni Orkestrası’nın 100. Yılı şerefine yeni medya sanatçısı Refik Anadol’un WDCH Dreams çalışmasına ev sahipliği yaptı. Gehry’nin şehre bir tuval olmasını dilediği, ikonik paslanmaz çelik binası, Refik Anadol ve Google Arts & Culture’ın katkıları ile bir hafta boyunca unutulmaz bir görsel şölen yaşattı.

Mutlu, hüzünlü, zayıf, güçlü anılar

Diğer bir çalışması ise Melting Memories(Eriyen Hafızalar) isimli çalışması. https://vimeo.com/264369157

Kaliforniya Üniversitesi nöroloji laboratuvarları uzun zamandır beyin dalgalarını veriyi dönüştürme ve bunu analiz etme üzerinde çalışmalar yürütmeyi hedefliyormuş. Ancak insanların beyin dalgalarını kolayca alıp kamuya açık olarak kullanmak mümkün değilmiş. Bu nedenle Kaliforniya Üniversitesi çatısı altında insanların anıları isimsiz olarak toplanmış ve sadece üniversite içinde, izin alınarak kullanılabilir hale gelmiş. Refik Anadol da bu veriyi kullanarak insanların mutlu, hüzünlü, neşeli, kederli ve daha birçok çeşit anısını alıyor ve frekansları makine öğrenmeyle buluşturarak görselleştiriyor. Buradaki püf noktalardan birisi ise EEG dalgalarına bağlı olarak anıların gücü eserin görselliği de çeşitleniyor.

WIND OF BOSTON: DATA PAINTINGS(BOSTON RÜZGARI: DATA RESİMLERİ)

Boston Logan Airport‘ta bir yıl boyunca toplanan verileri kullanan stüdyo, rüzgar hızını, yönünü yıl boyunca 20 saniye aralıklarla okuyan, analiz eden ve görselleştiren dizi yazılım geliştirdi. Her bir veri seti, rüzgarın ayrı yönlerini ele alan ayrı resimlere kaynaklık etmiş. Böylece rüzgarın görünmez güzelliğini görünür hale getiren 4 bölümlük, dinamik bir resim serisi ortaya çıkmış.

Her bir dinamik resim, rüzgarın ayrı bir özelliğine odaklanıyor. Hidden Landscapes (gizli manzaralar), anometrenin (rüzgar hızı ölçer) mekansal deneyim yaratan en radikal soyutlama okumalarından biri. Porcelain Memories (porselen anılar), fırtınanın elle tutulamayan gücünü geleneksel zaman tanımının dışında ele alıyor. Sea Breeze (deniz meltemi), kışın zorlu soğuğunda denizden süzülen yumuşak ve nazik rüzgarın paradoksunu araştırıyor. Gust in the City (şehirdeki fırtına), kısa patlamalar halinde görülen yüksek hızlı rüzgarları ve doğanın güçleri ile inşa edilmiş çevre arasındaki görünmeyen şiirsel dansı araştıran kuş bakışı bir görselleştirme.

Daha Fazla İçerik
Beyaz Çarmıha Geriliş – Marc Chagall