Taner öngür röportajı

Müziğin Efsane İsimlerinden Taner Öngür ile Özel Röportaj

Moğollar Türk müziğinin kuşkusuz en efsane gruplarının başında geliyor. Üstelik bugün doğum günleri. Tam 53 yıl önce Opera sinemasında ilk konserini veren grup yıllar içinde pek çok başarıya imza attı, rock müzik tarihimize yıldız isimler kazandırdı ve bir efsane olarak altın harflerle müzik hafızamızda yerini aldı. Üstelik hala tüm enerjileriyle sahnede üretmeye devam ediyorlar. 53 yıl öncesinin ruhunu koruyarak bugün de müzikseverlerin gönlünü şenlendiriyor, tarihin ta kendisi olmaya devam ediyorlar.

Moğollar 11 yıl aradan sonra 11 Aralık 2020 tarihinde “Anatolian Sun” isimli albümlük bir çalışma yayınlayacak. Albümden iki parça “Iklığ” ve “Haliç’te Güneşin Batışı” geçtiğimiz günlerde klipleri ile birlikte yayınlandı. Hayranları heyecanla 11 Aralık tarihinde albümü bütün olarak dinleyebilmeyi bekliyor.

Bu heyecan içindeyken biz de grubun değerli üyesi, Moğolların efsane bas gitaristi Taner Öngür ile “Anatolian Sun” ve geçtiğimiz ay 43.75 grubuyla birlikte yayınladığı “Water Cycle” albümleri üzerine kısa bir sohbet gerçekleştirdik.

Taner Bey merhabalar, röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için öncelikle çok teşekkür ederiz. Sizin gibi usta bir müzisyenle sohbet etmek bizim için çok değerli. Gerek kişisel kariyeriniz gerekse Moğollar ile birlikteliğiniz sizi  Türk müzik tarihinin unutulmaz isimlerinden yapıyor. Ve hala durmaksızın üretmeye devam ediyorsunuz. 11 Aralıkta yayınlanacak Moğollar albümünden başlayalım.

11 yıl aradan sonra Moğollar ile birlikte stüdyoya girdiniz. Öncesinde yayınlanan Iklığ ve Haliç’te Güneşin Batışı parçaları dinleyicileri hayli heyecanlandırdı doğrusu.  “Anatolian Sun” genel çerçevede nasıl bir albüm? Bir bütün olarak albümün ruhundan bahseder misiniz?

Taner Öngür: Anatolian Sun, ingiliz firması Nightdreamer’ın teklifi üzerine yapıldı, Baba Zula grubundan, Murat Ertel vasıtası ile tanıştık firmayla, albüm, avrupa dinleyicisine yönelik yapıldı, o yüzden seçtiğimiz şarkılar, bizim  grubun tarihinden, genellikle de canlı çaldığımız şarkılar, bunun sebebi ise albümü de canlı kaydedecek olmamızdı, yani kısaca daha önceden grubu bilmeyenler için Moğollar antolojisi gibi bir albüm diyebiliriz..

Albümü Haarlem’deki Artone Studyo’sunda “Direct To Disc” yöntemiyle kaydettiniz. Sizin de grup olarak bu tarz bir kayıtla ilk tecrübeniz. Bu tekniğin detaylarını ve albüme kattıklarını nasıl değerlendirirsiniz?

Taner Öngür: Artone stüdyosu, 50’li 60’lı yılların ekipmanlarını toplayıp restore etmiş ve bu cihazları kullanan bir stüdyo, amaç %100 analog sound, mixer,  ampfliler tümü lambalı, doğal olarak sıcak bir analog sound yakalanıyor, kayıt ise, doğrudan plak master’ı üzerine yapılıyor, bu master plak çeşitli kimyasal işlemlerden geçerek plaklara çoğaltılıyor, zaten stüdyonun alt katında, avrupanın en büyük ve eski plak fabrikalarından biri vardı,  kayıt 5 gün sürdü, iki LP’den oluşan bir albüm olduğu için her gün plağın bir yüzünü kaydettik, kayıttan sonra mix yapılamadığı için, sabah başlayan session’un ilk saatleri provalar ve sound ayarları ile geçiyordu, plağın bir yüzünde 4 şarkı yer aldığı için, ilk şarkıdan başlayarak aralarda 5’er saniye boşluklarla 4 şarkıyı arka arkaya çalıyorduk, biraz disiplin gerektiren bir kayıt tarzı , fakat güzel oldu, iyi vakit geçirdik..

Sizi gençler daha çok Moğolların bas gitaristi olarak tanısa da 1964 yılından beri grup çalışmalarının yanından solo müzik kariyeriniz de başarılarla dolu. Son yıllarda 43.75 grubu ile çalışmalarınız ses getirdi. Tantana Records ile yaptığınız işbirliği son 4 yılda birbirinden değerli 4 albüm kazandırdı biz dinleyicilere. Son albümünüz Water Cycle geçtiğimiz ay yayınlandı. Kayıt aşamasından, olası  plak halinin tasarım fikrine  kadar yine çok farklı bir albüm var karşımızda. Bu albümden biraz bahseder misiniz?

Taner Öngür: Water Cycle, yıllardır biriktirdiğim, enstrümental gitar parçalarının bir kısmını içeriyor,  ne zamandır bir albüm haline getirmek istiyordum, önce çok sevdiğim klasik surf tarzı ile başladı, sonraları, biraz progresif, hatta biraz jazz tatları ile çeşitlendi, enstrümental bir albüm, hikayesi dinleyenin hayalinde oluşur..

Sevgili Murat Meriç sizin bu proje albümleriniz için “tam bir zaman tüneli” tanımlamasını kullanıyor. Gerçekten de tüm projelerinizde bu ruhu görüyoruz. Şarkılar üzerinden eski Türkiye’nin izini sürüyorsunuz. Bu yolculuk devam edecek mi? Taner Öngür müzikteki gelecek hayallerine dair nasıl fikirlere sahip? 

Taner Öngür: Ülke olarak bütünlüklü akıp giden bir tarihimiz yok, durmadan bir takım müdahalelerle kesilip duruyor, siyaset çok gergin ve bütün hayatı tahrip ediyor, o yüzden yakın geçmişte tam olarak neler yapıldığını bilmemiz zorlaşıyor, zaman tüneli projeleri cumhuriyetin ilk yıllarındaki şarkıları ve onların hikayelerini, onları yapanları tanımaya çalışmakla başladı, 1900’lerin başlarından itibaren, özellikle İstanbul’da operetler çok hakim, ve popüler olan halka mal olan operet şarkıları, biz onları genellikle kantolar olarak bilirdik, çok kolaycı bir tanımlama, tangolar, rumba, çaça, swing tarzında da çok şarkı ve operet var ve birçoğu yerel müziğimizle bir füzyon arayışı içinde, bütün bunları anladıktan sonra, kendimce bazılarını yeniden yorumlamaya çalıştım..

Water Cycle albümü dünyayı ele geçiren Covid-19 salgını döneminde yayınlandı. Moğollar’ın Anatolian Sun albümü de aynı dönemde dinleyicisine merhaba diyecek. Bu dönemde müzik üretmenin zorluklarını yaşadınız mı? Pandeminin müzisyenlik özelinde sizde bıraktığı maddi ve manevi etkilerle ilgili neler söylersiniz?

Taner Öngür: Pandemi süreci, konserlerin durması ile, evde birşeyler yapma ihtiyacını doğurdu bende, belki bir fırsat gibi idi, zaten böyle birşey yapmasam ne yapacağımı da pek bilemiyorum, bereket evde kayıt mix yapabilecek basit te olsa bir donanımım var,  elbette ekonomik olarak zorluklar yaşıyorum, çünkü normal olarak konser ve telif gelirleriyle yaşayan bir müzisyenim, fakat çok şükür minimal yaşamasını, az tüketmesini öğrenmiş biriyim, bu da bu dönemde bana yardımcı olan bir faktör..

Dünyamız her geçen gün çevresel felaketlerle daha hızlı yüzleşiyor. Covid-19 salgını bunlardan sadece biri. İnsanlık iklim krizine kulaklarını kapattığı sürece de yeni sıkıntılar yaşayacak gibi görünüyor. Sizin bu konudaki duyarlılığınızı, yenilenebilir enerjiye duyduğunuz ilgiyi biliyoruz. Bu çerçevede dünya genelinde yaşadığımız sorunlarla ilgili düşünceleriniz duymak isteriz

Taner Öngür: Dünya çapında yaşanan sorunların büyük bir kısmı, dünya nüfusunun % 1’ini teşkil eden pis uyanık bir azınlığın bitmek bilmeyen servet ve güç oyunu açlığından kaynaklanıyor, çevre sorunu, adaletsizlik, ekonomik sorunların ana nedeni bu insanlar ve onların kurduğu medya ile kalabalıkları aptallaştırma sistemi, fakat internet bütün bunların günden güne ortaya çıkmasına, bilginin kimseyi dinlemeden her tarafa hızla yayılmasını sağlıyor, tabii ki bunu önlemek için sağ popülist komplo teorileri ile sosyal medyayı bombardımana tutmaya çalışıyorlar, fakat anladığım kadarı ile artık eskisi kadar etkili olamıyorlar, manüpilasyonları ters tepmeye başladı..

Normal şartlarda bu harika albümlerin ardından sizleri bir çok konserde, etkinlikte canlı olarak dinleme imkanına sahip olabilirdik. Fakat yaşadığımız olağanüstü dönem bir süre daha buna engel olacak gibi görünüyor. Örneğin geçtiğimiz günlerde Moğollar olarak Londra Caz festivalinde online olarak sahne aldınız. Dinleyicileriniz sizinle online platformlarda daha çok buluşabilecek mi? 

Taner Öngür: Online konserler, canlı konserlerin sıcaklığına ve coşkusuna erişemez, online konser bir çeşit çaresizliğin ortaya koyulması gibi, ne yazık ki çok üzücü, fakat ne yapalım, düşük dozda bir 3.dünya savaşı yaşıyor gibiyiz, bekleyeceğiz, bu ortamda, ben kendimi, uzay modülünde yaşayan, ama her gün yapacak işleri olan, küçücük modülde her gün çalışarak bunları gerçekleştiren astronotlar gibi düşünmeye çalışıyorum, bu düşünce beni rahatlatıyor..

Son olarak Absurdizi ailesine ve sizleri severek takip edenlere söylemek istediklerinizi alabilir miyiz?

Taner Öngür: Herkese kendi uzay modülünde, sağlığına dikkat ederek okuyarak öğrenerek ve üreterek iyi vakit geçirmelerini dilerim, şimdiden yeni yılınızı kutlarım, dileyelim ki, bu kabustan sonra tüm gezegenimiz, çiçek gibi iyiliğe ve güzelliğe açsın..

Bu harika röportaj için tekrar çok teşekkür ederiz. Müzik dolu daha uzun yıllarda birlikte olmak dileğiyle. Sevgiler. 

TANER ÖNGÜR VE MÜZİK HAYATI

1949 yılında başladığı hayat macerasında sevgili Taner Öngür’ün müzikle derin bağlarını kuran ilk sesler çağdaşları gibi The Beatles’a ait. Beatles melodilerinin içindeki müzik ateşini alevlendirmesi ile birlikte gitara ilgi duymaya başlıyor. Kendi deyişiyle 13 yaşından beri müzik işinin içinde. Kontrbas ile başlayan müzik yolculuğunda Vefa lisesinde ilk grup çalışmalarına başlıyor. Volkanlar, Meteorlar, Okan Dinçer Kontrastları derken yolu Erkin Koray ile kesişiyor. Erkin Koray Dörtlüsü olarak geçen bir sürenin ardından müzik hayatına Londra’da devam etme kararı alıyor. Türkiye’de başlayan rock müzik hareketleri üzerine ülkesine geri dönüyor.

1970 yılı başları eski grup arkadaşları Aziz Azmet ve Murat Ses’in teklifi üzerine Moğollar’a dahil oluyor. Arada kısa ayrılıkla olsa da artık Moğollar iskeletinin ayrılmaz bir parçası haline geliyor. Cahit Berkay, Engin Yörükoğlu, Aziz Azmet, Murat Ses, Hasan Sel ile başlayan efsane bas gitarist Hasan Sel’in grupla yollarını ayırmasının ardından Taner Öngür ile uzun yıllar devam edecek şeklini almış oluyor. Öyle ki Moğollar dendiğinde akla gelen en önemli isimlerden.

Taner Öngür aynı zamanda bir müzik teorisyeni. Bugün müzik tarihimizi anlatmak için çokça başvurduğumuz “Anadolu pop, Anadolu rock” tanımlamasının mucidi. 1970’li yıllarda ortaya çıkan yeni tarzın yaratıcısı ve isim babasıdır diyebiliriz onun için.

Barış Manço, Cem Karaca, Selda Bağcan gibi çok değerli sanatçılarla birlikte uzun yıllar birlikte çalıştı. Rock müziğin topluma kendi duygularıyla aynı potada yoğrulmuş haliyle buluştuğu, geniş kitlelerin peşinden koştuğu bir dönemin mimarlarından.

1975’te Cem Karaca ve Dervişan ile tarihe damga vuran şarkılara imza attılar. “Tamirci Çırağı, Mutlaka Yavrum, İhtarname, Yoksulluk Kader Olmaz” gibi bugün dahi geçerliliğini koruyan, çağlar aşan bir müzikalitede Taner Öngür’ün gitarının sesini duyarsınız.

Uzunca bir süre Almanya’ya yerleşmiş olsa da Taner Öngür 1991 Türkiye dönüşünde ilk solo albümü “Alarm” ile dinleyicilerine merhaba dedi. Ayrıca Fuat Güner ve Turgut Berkes’in stüdyosu F.T. de çalışmaya başlayıp çeşitli albüm kayıtları, prodüksiyonlar yapmaya başladı. 1993 yılında Moğollar efsanesi geri döndüğünde Taner Öngür’de ekipteki yerini aldı.

Taner Öngür sadece müziği üretim kısmında değil müziğin toplumdaki yeri, önemi ve gelişimi için aktivist tavrı ile doğrudan çalışmalarda yer aldı. 2003 yılında sponsorlu festivallere karşılık rock müziğin isyanını desteklemek için düzenlenen Barışarock festivalinin organize edilmesinde büyük rol oynadı. Dünyanın sonunu hazırlayan çevre sorunlarına, doğa katliamlarına duyarlılığıyla ömrü boyunca dik bir duruş sergiledi.

Solo müzik çalışmalarına da durmaksızın devam eden Taner Öngür “Evde Tek Başına” albümünde gerçekten baştan sona tüm kayıtları ile tek başınaydı. Son yıllarda Haluk Önol, Kemal Küçükbakkal, Arif Ortakmaç ile kurduğu 43.75 grubu ile her yıl bir albüm olacak şekilde “Elektirik Gramafon”, “Sayko Ana”, “Asrî Sâdâ” albümlerini yayınladılar. Her biri birbirinden özel ve farklı formatlarda dinlenebilen ve plak olarak basılan bu albümler Tantana Records etiketiyle piyasaya çıktı.

Pandeminin yarattığı zorlu karantina koşullarına rağmen Taner Öngür ve 43,75 ekibi geleneği bozmayarak “Water Cycle” isminde albümlerini Kasım ayında dijital platformlarda dinleyiciye sundu. Taner Öngür’ün enstrümantel tarzda toplam 14 şarkılık albüm müzikseverlere yılların birikimini gitarın birbirinden güzel tonları ve şarkıların anlamlı temalarıyla doyumsuz bir müzik ziyafeti sunuyor.

Bugün Heybeliada’da doğayla iç içe ve minimal bir hayat yaşayan Taner Öngür çalışmaya, üretmeye ve sevmeye devam ediyor. Bizlere ne mutlu ki tarihin ta kendisi diyebileceğimiz böyle güzel bir insanla aynı çağı paylaşıyor ve onun yüreğini sözleriyle, sesleriyle duyabiliyoruz. Absurdizi ailesi olarak kendisine müzik dolu uzun yıllar diliyoruz. İyi ki varsın Taner Öngür…

0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha Fazla İçerik
Dünya’nın Geleceği Açlık İçinde