Namık Kemal’in İntibah Romanı Üzerine

Namık Kemal’in İntibah Romanı Üzerine:

Namık Kemal, eserini 1876’da kaleme ‘Son Pişmanlık’’ismiyle almış sonradan Maarif Nezaretince uygunsuz bulunmuş, romanı  ‘’İntibah’’ ismiyle yayınlamıştır. Yazar,  romanında yazdığı dönemde kendi fikri ve edebi kişiliğini taşımaması ve Celal Mukaddimesi’nde kendi anlatımıyla bu eseri yenileşme adına bir roman örneği olarak yazdığını anlıyoruz. Namık Kemal, iki romanından birincisi olan İntibah, aşk ve kıskançlık içerikli psikolojik ve sosyal sayılabilecek bir eserdir. Türk edebiyatında mesnevi ve halk hikayeleri aracılığıyla bu konu benzerinde eserler verilmiştir, lakin yazarın bu eserini önceki eserlerden ayıran en temel özelliği ise, tahlili açıdan hayallerden ziyade beşeri gerçekleri ön plana çıkartmış olmasıdır.

Eserin konusu aslen, ilim sahibi, tutkulu ve asabi mizaçlı Ali Bey’in hayatın gerçek tecrübelerini deneyimlemesi yolundaki yaşadıklarıdır. Büyük bir felaket ile biten romanda yazarın amacı bir bakıma kendini dönemin toplumunda çocuk eğitiminde ki yanlışa dikkat çekme zorunluluğunda hissetmesidir.

Eserin özetine geçersek: Romanın asıl kahramanı Ali Bey, Çamlıca’da bir köşkte yaşayan varlıklı bir ailenin tek çocuğudur. Ali Bey, daha on beş yaşında iken birkaç dil bilen, iyi eğitim görmüş, yetenekli biridir. Bu gencin tek kusuru bir şeye merak saldığında sanki dünyada hiçbir şey yokmuşçasına onla uğraşmasıdır. Gencin bu kusurunu babası olabildiğince iyi bir tarafa itmiş, okumaya alıştırmıştır. Yirmili yaşlara geldiğinde babasının vefatı, hayatını alt üst etmiş, odasından çıkmaz olmuştur. Hayatının varlık sebebi olarak gördüğü babasını kaybetmesinin üzere girdiği bunalım halini, annesi yok etmek için sık sık Çamlıca sokaklarına gezintiye gönderirmiş, bu gezintiler olumlu sonuçlar vermiş ve Bey, giderek normalleşmeye başlamıştır. Ali Bey, Bâb-ı Âli’de kalemlik görevi yapmaktadır ve iş arkadaşlarına Çamlıca’da ziyafet vermiştir. Ali Bey’in arkadaşlarının asıl amacı, Ali Bey’in aksine kadınlarla gönül eğlendirmektir. Çok geçmeden Ali Bey’in arkadaşları kadınlara işaretler etmekte ve gönül eğlendirmektedir. Ali Bey, çok mahcup olsa da arkadaşlarına uyum sağlamak için arkadaşlarına katılmıştır. Çok geçmeden biri Bey’in işaretine karşılık vermiştir. Ali Bey’in beyin işaretine yanıt veren kişi çok zeki, kurnaz ama iyi bir eğitim görmemiş ve bir o kadar güzel ünlü fahişe Mehpeyker’dir.

Mehpeyker, kurnaz bir konuşmayla Ali Bey’i etkilemiş ve kendine aşık etmiştir. Ali Bey, Mehpeyker ile dostluk ettikten sonra hızla kendini kadına kaptırmıştır. Bey, kadının gerçek kimliğini öğrenmesinin üzerine Mehpeyker’le yüzleşmiş ve artık saf duygular yerini şehvet ve zevk temelli bir aşka bırakmıştır. Mehpeyker, sonrasında başka kimseyle olmamış ve asıl amacı olan eğlence yerini şehvetli bir aşka bırakmıştır. Oğlunun eve daha az geldiğini fark eden Ali Bey’in annesi oğlunun namussuz biriyle dostluk ettiğini öğrenince oğlunu bu kadından vazgeçirmek için fazlasıyla güzel ve namuslu bir cariye almıştır. Ali Bey, cariye ile ilgilenmemesinden sonra Ali Bey, annesiyle tartışmış ve evi terk etmiştir. Ali Bey, doğruca Mehpeyker’in evine gitmiş ama Mehpeyker’in eski dostuna, aşık olduğunu ve ayrılmak istediğini söylemeye gittiği ana denk gelmiştir. Ali Bey, kıskanmış ve yanlış anlamış hiddetle Mehpeyker’den ayrılmış ve eve dönerek annesinin istediği cariye ile evlenme hazırlığına başlamıştır.

Bunun haberini alan Mehppeyker, hasedinden namuslu cariyeye asılsız bir iftira atmış, attığı iftirayı duyan Ali Bey, bir an hiddetlenmiş ve cariyeyi kovmuştur. Ali bey günlerini meyhanede geçirmeye başlamış ve ayak takımının yaptığı işleri yapmaya başlamıştır. Mehpeyker ise intikam için cariyeyi fahişe yapmak istese de yapamamıştır. Mehpeyker son çareyi Ali Bey’i öldürmekte bulmuş, zamparalık bahanesiyle çağırttığı evde, kiralık katil vasıtasıyla öldürmek ve ölüsünü cariyeye göstermek için eve gitmiş ve saklanmıştır. Zaten güçten düşmüş cariye bir şekilde kaçıp, Ali Bey’e haber vererek kurtulmasına vesile olmuştur. Ali Bey, kaçar kaçmaz zaptiyeye haber vermiştir. Cariye güçsüz düştüğü için kenara uzanıp kalmıştır. Kiralık katil, cariyeyi Bey’in odasında görünce afallamış ve cariyeyi öldürmüştür. Bey, zaptiye ile eve gelince Mehpeyker dolaba, katil ise kaçmıştır. Bey, kendisine aşık olan cariyeyi kanlar içinde görünce Mehpeyker dolaptan çıkmış ve intikamını aldığını söylemiştir. Bey, hiddet ile cariyenin göğsünde ki bıçağı çıkarıp Mehpeyker’i öldürmüş katil ise yakalanmıştır. Bey, hapse girip çıkmış. Bey, sık sık cariyesinin, annesi ve babasının mezarına ağlamaya gitmiştir. Ali Bey, hayatının pişmanlığını yaşamış ve fazlasıyla tecrübelenmiştir.

Kitabın içerik ve uslûbuna bakacak olursak: Romanında diğer tüm ilk kuşak Tanzimat yazarları gibi karakterler arasında taraf tutmuştur. Gerçekçilik iddiası ile yazdığı romanında tonla tesadüf bulunması onun iddiasında pek de başarılı olamadığını göstermiştir. Romanı sanki bir hikaye anlatıyor gibi anlatmıştır ki zamanın eserlerinde fazlasıyla gördüğümüz bir uslûptur. Tüm bunlar bir hata gibi sayılabilir ama yazarın roman konusunda acemi olması ve zamanın aydınlarının batıyı sonradan tanıması yukarıdaki eskiden kalma adetleri devam ettirmesi için yeter de artar bile.  Tabii yazarlar arasında çok popüler olan Çamlıca tepesini betimlemeden ve övmeden geçmemiştir. Eser yenileşmeye geçişin ilk örneklerinden olduğundan hataların olması gayet normaldir. Bana göre kesinlikle okunması gerekmektedir. Batı-doğu sentezi bir eser olması onu bence daha değerli yapmaktadır.

1+


Daha Fazla İçerik
Milena’yı Bir Kenara Atın, Orhan Veli’nin Nahit Hanım’a Mektupları