Sömürü Düzeninin Çarkında Ezilenler; Türkiye’de Çocuk İşçiler

“Dünyayı çocuklara verelim
Kocaman bir elma gibi verelim
Sıcacık bir ekmek somunu gibi
Hiç değilse bir günlüğüne doysunlar “
Nazım Hikmet Ran

Türkiye İstatistik Kurumu 2018 yılı çocuk istatistikleri verilerine göre çocuklarda işgücüne katılma oranı 2017’de yüzde 20,3 iken 2018 yılında bu oran yüzde 21,1 oldu.

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün tanımına göre çocuk işçiliği: çocukları çocukluklarımdan, potansiyellerinden ve saygınlıklarından mahrum eden, fiziksel ve zihinsel gelişimlerine zarar veren çalışmadır.

Göçün, yoksulluğun, bozuk gelir dağılımının; eğitim ve öğretim görme haklarını, çocukluklarını, özgüvenlerini hatta hayatlarını ellerinden aldığı işçi çocukları bir tamirhanede, bir pamuk tarlasında, bir kağıt toplama arabasının altında ezilmeye, hor görülmeye, sömürülmeye devam ediyor.

Sahi siz son model arabanızı tamirhaneye bırakırken, ayçiçek tarlalarının yanından tatilinizi yapacağınız otele doğru yol alırken ya da ayakkabınız boyatmak için eğildiğinizde açıklanan raporlarda sayısı iki milyona ulaştığı belirtilen bu çocuk işçileri hiç gördünüz mü?

Büyük bir kısmı sizin bir daha hiç göremeyeceğiniz bir yerde. Nerede mi? İSİG Meclisi verilerine göre; 2013 yılında 59 çocuk, 2014 yılında 54 çocuk, 2015 yılında 63 çocuk, 2016 yılında 56 çocuk, 2017 yılında 60 çocuk, 2018 yılında 67 çocuk ve 2019 yılının ilk 5 ayında ise en az 26 çocuk iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.

13 yaşındaki Ahmet Yıldız, çırak olarak çalıştığı işyerinde başı pres makinasına sıkıştı ve hayatını kaybetti.
Şanlıurfa’da, çalıştığı tarlada pamuk yığınları arasında uykuya dalan 14 yaşındaki Beşar Güneş havasızlıktan öldü.
Denizli’de bir pastanede çalışan 14 yaşındaki Davut Ulaş yük asansöründe sıkışarak yaşamını yitirdi.
17 yaşındaki Yakup Çetin Şanlıurfa’da çalıştığı tamirhanede traktörün hidrolik kolları ile çamurluğuna kafasının sıkışması sonucu yaşamını yitirdi.

Siz aşağılandığınızda biz başımızı başka tarafa çevirdik, sizin hakkınız sömürüldüğünde biz başımızı başka tarafa çevirdik, siz pamuk yığınlarının altında havasızlıktan ölürken, kafanız makinalara sıkışırken, zirai ilaçlardan zehirlenirken biz başımızı başka tarafa çevirdik. Siz tüm bunları yaşadığınızda ya da öldürüldüğünüzde, bizler sizin hakkınızı aramadık. Sizi sömüren, öldüren hiçbir patrondan hesap sormadık. Biz bu sömürü düzenin çarkları arasında ezilmenize göz yumduk. Biz sadece belki küçücük bir 3.sayfa haberi olarak sizi görmüşsek ya da duymuşsak bir yerlerde, belki birkaç tweet attık. Bizi affetmeyin çocuklar, bizlerde bu sömürü çarkının birer ezici dişlisi olduk.

Daha Fazla İçerik
1980 ve 2000’li Yıllar Kıyaslandığında Türk Sinemasında Kadın Algısının Sosyal Değişimi