Stefan Zweig’in İntihar Mektubu

Stefan Zweig ve Lotte Altman’ın İntiharı

Stefan Zweig, 1881 yılında Avusturya’da dünyaya geldi. Henüz küçük bir çocukken edebiyat alanında yeteneği keşfedilmiş ve değerli eğitimler almıştır. Genç yaşlarından itibaren yazmaya başlayan Zweig’i aynı zamanda oyun, roman ve biyografi gibi pek çok alanda unutulmaz eserleri ile tanıyoruz. İlk evliliği 20 yıl sürmüş ve boşanma ile noktalanmıştır. Belki de hayatının dönüm noktası olan 1933’te, Naziler tarafından kitapları yakılmış ve bizim hiç göremediğimiz eserleri yok olmuştur. Kendisi de Yahudi asıllı olan Zweig, olanlardan derin üzüntü duyarak ülkesini terk etmek zorunda kalmış ve yıllarca süren yuva arayışı başlamıştır. Savaş süresince pek çok ülke değiştirmişti ancak bitmeyen savaş onu yıkıma doğru sürüklemekte ısrarcıydı. Ve kaçınılmaz son gerçekleşti, ikinci karısı Lotte Altman ile en son yerleştiği ülke olan Brezilya’da yaşamına son vermeye karar verdi değerli yazar. Genç yaşlardan itibaren karşılaştığı kötülük, savaş ve vatanının yaşadığı zulüm onu derinden sarsmıştı ve olanların düzelebileceğine inancı sonunda bitmişti.

“Bize hiç bir şey yapılmadı, yalnızca tam bir hiçliğin içine koyulduk, çünkü bilindiği gibi dünyada hiçbir şey insan ruhunu hiçlik kadar baskı altına alamaz. ”

Biz okuyuculara unutulmaz eserler bıraktı arkasında ve savaşın en acımasız yönünü bizlerin karşısına serdi intiharıyla. Karısı ile beraber 1942 yılında zehir içerek yaşamlarına son verdiler. Bu acı olaydan önce yazdığı son yazı, yani intihar mektubunu okuyarak onun bu kararını daha iyi anlayabiliriz belki.

Stefan Zweig İntihar Mektubu

“Özgür iradem ve açık bir bilinçle bu yaşamdan ayrılırken, son bir sorumluluk yerine getirilmeyi bekliyor: Bana ve işimi yapmama huzurlu bir ortam sunan harika ülke Brezilya’ya içten teşekkürlerimi sunmak. Her yeni günle bu ülkeyi daha çok sevmeyi öğrendim, ruhsal anavatanım Avrupa kendi kendini yok ettikten ve ana dilimin dünyası yok olduktan sonra, dünyanın hiçbir yerinde hayatımı bu kadar severek yeniden kuramazdım. Ama altmışıncı yaştan sonra tam anlamıyla yeniden başlamak çok özel bir güç gerektiriyor. Ve benim gücüm yıllar süren vatansız yolculuklardan sonra iyice tükendi. Bu nedenle hayatımı doğru zamanda ve doğru bir şekilde sonlandırmamın iyi olacağına inanıyorum. Ki hayatım boyunca tinsel uğraşım en büyük haz kaynağım ve kişisel özgürlüğüm en yüce değerim oldu. Bütün dostlarımı selamlarım! Hepsine uzun geceden sonra gelen tanın kızılllığını görmek nasip olsun! Ben, her zamanki sabırsızlığımla önden gidiyorum.”

Stefan Zweig Petropolis 22.11.1942

Daha Fazla İçerik
Tekinsiz Benliğin Ortaya Çıkışı: Gotik Edebiyat