Aşkın Tarifi Olur mu? -Aşk Risalesi-

Bu yazıda sizlere Erdem Bayazıt’ın Aşk Risalesi’nin bende bıraktığı duyguları anlatmaya çalışacağım.

Her şeyden önce bana göre Erdem Bayazıt bir aşk insanıdır. Aşk ile yürür hayat yolunda. Şiirlerinde her daim sevgi ile konuşur. Aşk Risalesi’nde gönlün macerasını bizlere en derinden hissettirir.

Yere düşen insanlığın tekrar ayağa kalkması için bir çağrıyla başlar şiir. Dirilmek Yeniden… Doğada, baharda hep yaşadığımız ama dikkatli bakmadığımız yeniden dirilmeyi anlatır. Sevgisizliğin, merhametsizliğin, kin ve nefretin her tarafımızı sardı bir bataklıkta yeniden ayağa kalkmak için ‘Dirilmek Yeniden’ der Aşk Risalesi.Umut ile dolar içimiz bu şiirde. Modern çağın insanları tarafından terk edilmiş aşkı tutup tekrar baş tacı yapmak çabası içerisindedir. Metropollerde yaşayan insanların ağır ve gürültülü yaşamında duyamadıkları kalbinin fısıltılarını duyurmaya çalışır. Bilinçsizce akıp giden insan topluluklarına karşı bir umut çağrısıdır.

İnsanlığın gitgide daha duygusuzlaştığı bir zamana karşı aşkın isyanıdır bu şiir. Necip Fazıl’ın ” Durun Kalabalıklar” diye başlayan şiirinde olduğu gibi kitleler halinde duyguları, sevgiyi, merhameti  terk eden insanları yeniden aşka çağırır. Aşkı bazen oruçlu bir ağustos sıcağında berrak sulardan kana kana serinlemeye benzetir  bazen de bir ezginin insanı kendinden geçirmesine…

Aşkın tek bir tanımı yoktur.Aşk ile bakmaya başlayınca kainata, her güzel şeyde gösterir kendini. Aşk Risalesi bize unuttuğumuz aşkı hatırlatmak için bir çağrıdır. Makam-ı İbrahim’den Hazreti Muhammed (s.a.v) zamanına  , dağdaki çobandan şehirdeki insana kadar her yerde aşkı anlatmaya çalışır.

Adeta bizlere kendi gözlerinden aşkın resmini çizer.Aşkı aramaya çağırır bizleri.Yüreğinde hissettiklerini, gökyüzünden dökülen yıldızları, artık bizi terketmiş olan  Hacı Leylekleri haykırır dünyaya.

Bütün bunları anlatırken kelimeler usulca dökülür kalbinden.Sevda sözleri yerlerini bulur mısralarda. Sadalar kimseyi kırmadan incitmeden yankılanır gökyüzünde.

Ve şiir yine o güzel dokusu içerisinde bir ölüm tasviriyle biter. Tıpkı dünya hayatımız gibi.

Son olarak bir kere daha aşkın tanımı yapılır ölümden sonra.  Bu tanım, tüm dünyada işlenen kötülüklere karşı sevginin yılmadan gönüllerde taşınması gerektiğini anlatır, bu kadar çok nefret varken aşktan yorulmamak  gerektiğini…

Aşk Risalesi’nin son mısrasında olduğu gibi:” Aşkın bir adı da yorulmamaktır.”

0


Daha Fazla İçerik
İçsel Hayatların Sinemacısı: Krzysztof Kieslowski